Kayıtlar

hikaye etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Eskiden Buralar Hep Dutluktu İstanbul

Resim
Dut ağacının ve dut kelimesinin ilginç hikayesi Dut Ağacı Boyunca Dut Yemedim Doyunca.... İstanbul için söylenen en önemli cümlelerden biri şudur herhalde: “Eskiden buralar hep dutluktu.” Maalesef Blogger Bolat insanı olarak biz İstanbul’un dutluk olduğu yılları göremedik. Ama gönül bugün de “Buralar hep dutluk” diyebilmeyi arzu ederdi, cümlenin sonuna dili geçmiş zamanı koymadan. İstanbul’un en önemli dutlukları Şişli, Nişantaşı semtinde yer alıyordu. Topağacı semti kocaman bir dut ormanıydı. Büyük anane anlatırdı. İstanbul’un o koca boşlukları, kocaman tarım arazileri cinnet geçiren bir mirasyedilik tavrı ile hebe-lüp talan edildi. Artık "dut" görmek için Anadoluya gitmeniz gerekiyor. Bu da bir seromonidir gidin memlekete dut silkeleyin aman sakın ha ağaçtan düşmeyin kulaklarım çınlamasın. Yaz denince akla gelen en önemli meyvelerden biri duttur diyoruz çünkü "dut"  aşkın meyvesidir. Aşk gibi dadlıdır. Anadolu’da TOKİ’nin gazabından ve açgözlü inşaa...

Naylon Hikayesi ve Laylon İstanbul

Resim
Naylon Kelimesinin Hikayesi ve Geçmişi Bir Naylon Hikayesi Blogger Bolat'ın etimoloji tutkusunu biliyorsunuz. Geçenlerde bir toplantı esnasında Akform Fabrikalar Müdürü Yaşar Bilada ile tanışma fırsatı buldum. Etimoloji ve sayılarla arası iyi, ODTÜ mezunu olunca sayılarla arasının iyi olması gayet normal. Bana naylonun hikâyesini anlattı ilginç buldum paylaşıyorum. İkinci dünya savaşı yıllarıdır. Savaştan önce Japonya dünya ipek üretiminin en önemli ülkesidir. Dayanıklı ip yapımında kendir kenevir gibi tarımsal maddeler bulunsa da hiçbiri ipeğin yerini sağlamlığının ve hafifliğinin yerini tutmuyordu. İpek özellikle paraşüt ipi yapımında dayanaklı, esnek ve hafif olması nedeniyle tercih ediliyor ve büyük bir ticari kazanç sağlıyordu. Olası bir Japonya savaşı için BD’lilerin bolca paraşüte ihtiyacı vardı. Amerikalılara ipeği Japonlar vermeyeceğine göre ipek yerine ipek kadar sağlam hatta ondan daha ucuz bir ürün gerekiyordu. Amerikan hükümeti ihtiyacını piyasaya ...

Kruvasan'ın İlginç Hikayesi

Resim
Kruvasanın Tarihi Kruvasan kelimesinin kökeni Kruvasan, Fransızcası: croissant yani Türkçesi "ay çöreği, hilal açması" anlamına geliyor. Kruvasan Fransız mutfağına özel bir açma türüdür. Hamurun içi çikolata ile doludur, ağza geldiğinde sizdeki haz duygusunu tavana ulaştırır. Yanında kahve olursa ne ala... Tipik Fransız kahvaltısının vezgeçilmezi kruvasan  Bugün bir yaz sabahı Paris'te kahvaltı yapsak ilk isteyeceğimiz şey güzel fırından yeni çıkmış bir kruvasan olmalı. Türkleri yenecek çörek olarak gören Avusturyalı Evet, bugün size Kruvasan hikayesini yazayım istedim. Rivayet odur ki hemşehrim Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Viyana Kuşatmasından sonra Viyanalı fırıncı ustası Peter Wender, Osmanlı sancağındaki hilali alaya almak amacıyla onun hamurdan bir taklidini yapar. Ona bugün Avusturya'da kruvasan için kullanılmakta olan "Kipferl" adını verir. Çörek yerine kruvasan yesinler diyen Marie   Antoinette İyi de Bolat bunun Fransızlarla ilgis...

Hayatımız Patates Olmuş

Resim
Artan Patates Fiyatları İşin kolayına kaçtığım sanılmasın ama Patates fiyatlarını Migros'da görünce acayip duygulandım ve size Patates ile ilgili 2012 yılında yazmış olduğum patates güzellemesini tekrar hatırlatayım istedim.  Papalık tarafından yasaklanan ancak hayvan yemi olarak kullanılan patates Yedi Yıl Şavaşları'nda hayvan yerine konulan Fransız askelere verildi. Antoine-Augustin de Parmentier  işte bu esir askerlerden biriydi ve  patates  yiyerek hayatta kaldı. Ömrünü  patatesi  tanıtmaya adadı. Tarihi Kişilik  Bu Otuz Yıl Savaşları’nda yakılmadık yıkılmadık yer kalmadı Avrupayı kıtlık sardı. İşte bu savaşlar sırasında Kastilyalı(Endülüs) askerlerin at yemi olarak kullandıkları hatta ve zorunlu hallerde yedikleri patatesi sefil Westfalyalı köylüler hart hurt kart kurt elma gibi çiğ çiğ yediler, gaz ve hazım problemi yaşadıkları için patatesi veba ve koleranın kaynağı olarak gördüler. Postun devamını merak edenle...