Kayıtlar

estambul etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Blogger Bolat'ın Kayıp Dayısı İstanbul Sokaklarında Bulundu

Resim
Şişkin Ego Göstergesi "Selfie" Çılgınlığı Bitsin Artık Birey olarak, başkalarının hakkına daha az saygı gösterir olduk. Yeni yüzyılı bu anlamda megalomanlık  çağı olarak görüyorum. Herkesin egosu o kadar şişkin ki, "selfie" çılgınlığı bunun alameti farikası. Aslanıyla İstanbul Sokaklarını Arşınlayan Alçak Gönüllü Bir Devlet Adamı Amma  ve-lakin  bir zamanlar bir Osmanlı Paşası vardı. Cezayirli Hasan Paşa, namı diğer Pala bıyık Hasan Paşa. Dürüstlüğü ile ün salmış bir devlet adamıydı. İstanbul sokaklarında evcilleştirdiği aslanı ile dolaşırdı! Hani şu Cezayir sokağı var ya, orada çeşmesi vardır amma koskoca İBB o çeşmeyi akıtacak şevke sahip değildir! Cezayir Sokağı'nın adı da Cezayirli Gazi Hasan Paşa'dan gelir. Hasan Paşa da Cezayirli değildir, onu da not edelim. Savaş Masraflarını Kendi Cebinden Ödeyecek Kadar Yüce Gönüllü İnsan Bu güzel insan, Osmanlı Rus savaşı sırasında sefer masrafı olan parayı yani 12.000 altını bizzat kendi cebinden öded...

İstanbul'un Sembolleri ve Geçmişin Alameti

Resim
İstanbul'un Sembolleri Semboller ve hikayeler  önemlidir. Yeni keşfettiğim bir sembolü sizinle paylaşmak istedim. İstanbul'un fethi sırasında İdris Pehlivan tarafından kullanılan gürz, bugün İstanbul'un fethinin sembol eserlerinden biri olarak görülüyor. Ayrıca bu savaş aleti Osmanlı ordusunun alameti farikası olarak Silivrikapı'da tam 560 yıldır İstanbul halkını selamlıyor.  İstanbul'u keşfetmek şehrin tarihi sokaklarında dolaşmak kadar keyifli bir şey yok! Bir de yanınızda kafa dengi bir arkadaşınız ya da muhabbeti çekilen bir dost varsa değmeyin keyfinize. İstanbul kazan siz kepçe dolaşın durun. Silivrikapı Rizeli Baltacı İdris Pehlivan Gürzü İşte, Yeni keşfettiğim Silivrikapı'da bulunan Saray baltacılarından Rizeli İdris Pehlivan'a ait olduğu belirtilen bu gürzü çok sevdim. Bu gürzü savaş aleti olduğu için ya da bir gücü temsil ettiği için değil, tarihi bir değeri bugünlere kadar taşıdığı için sevdim. Silivri kapıda bulunan bu gürz için bi...

Çağlar Boyunca İstanbul

Resim
İstanbul İstanbul Olalı Hangi İsimleri Aldı Şu güzel İstanbul çağlar boyunca 123 ulusa başkentlik yapmıştır. Bugün İstanbul'un kuruluşu ile ilgili yazılanların bir çoğu çökmüştür. Çünkü bu şehir Konstantinopolis olmadan önce de şehirdi. Nereden biliyorsun? Yeni kapı kazıları bunun en iyi örneğin Şehrimizi tarihini 2000 yıl geriye doğru götürdük. Yarımburgaz, Pendik, Fikirtepe paleotik çağdan günümüze kadar İstanbul'daki yerleşmi işaret ediyor. Yarımburgaz Mağarasını gecekonduların foseptikleri bitirdi, Fikirtepeyi tahrip ettik. Ruhuna fatiha! Yenikapı ve Pendik ise tesadüfler sebebiyle biz İstanbullara emanet edildi.  İstanbul'un Kurucusu Tartışmalı Şehrimizin ilk yazılı ismi Bizantion’dur bu adın kurucusu Megra kralı Bizans’tır. Aslında Bizans mı Vizans mı tartışmalıdır. İstanbulumuzun adı 196 yılında bir kere daha değişmiş Roma İmparatoru Septimus Severius oğlu Antonius Carcalla’dan ötürü imparatorun oğlu "Antoninia" adını almıştır. Daha sonra yan...

Elif Efendi Sokağı

Resim
Yolum Düştü Sütlüce'ye İstanbul sürprizlerle dolu bir şehir. Geçen Haliç Kongre Merkezi'ne giderken yolum Sütlüce’ye düştü. Yol üzerindeki sokak tabelası dikkatimi çekti “Elif Efendi Çıkmazı” yazıyordu. Allah Allah dedim ne ilginç sokak ismi.  “Elif ve efendi” kelimeleri yan yana gelince hepimizin dikkatini çekiyor değil mi? Hemen sokakta bir vatandaşa sordum: “Afedersiniz burada mı otuyorsunuz, beyefendi.” Evet! Elif Efendi Kimdir? “Elif Efendi kimdir? Bu sokağın ismi neden Elif efendi, biliyor musunuz?”  Bilmiyorum ben daha yeni taşındım 3 yıl oluyor! İçimden nasıl yani deyip bir bakkala giriyorum. İnsan bu kadar meraksız bir varlık olabilir mi yahu! Neyse esnaf  teyze’ye soruyorum: “Teyze bu sokağın adı neden Elif Efendi?” Oğlum sen bilmiyor musun Elif Efendiyi! “Bilmiyorum Efendim.” Kendisi meşhur bir Osmanlı alimidir, tekke şeyhidir, şairdir. Az ileride de dergahı var. Biraz yürüyüp ayaküstü dergaha uğruyorum kapıda güvenlik var. Derga...

İstanbul’da Tsunami Olur mu?

Resim
Beklenen İstanbul Depremi Hep yüreğimizi ağzımıza getiren bir sorudur? İstanbul’da tsunami olur mu? Bakın, artık büyük İstanbul depremi konusunda şüphemiz yok!  Hürriyet Gazetesi Amerikalı bilim insanı ve Lamont-Doherty Dünya Gözlemevi’nde sismik-jeoloji uzmanı Profesör Leonardo Seeber'e muhtemel İstanbul depremini ve muhtemel İstanbul tsunamisini sormuş! JCI Japon afet uzman Fumio Kaneko daha önce basına yaptığı açıklamada Marmara’da 7.5 büyüklüğünde bir deprem olacağını ve bu depremin tsunami yaratacağını söylemiş İstanbul’un Bursa’dan daha çok etkileneceğini belirtmişti. İstanbul Blogları ve İstanbul Bloggerlarının Görevi Aman Bolat, iki dakikada keyfimizi kaçıracaksın bu nasıl bir posttur, dediğinizi duyar gibiyim fakat bazı gerçeklerle yüzleşmek adına ve geleceğe hazırlanmak ve olası yıkımın etkilerini azaltmak adına bizim bloggerlar olarak duyarlı olmamız ve bunu zaman zaman gündemimize almamız elzemdir. 17 Ağustos 1999 depreminden bu yana Marmara ...

Levantenler, Levant, Levantlar ve İstanbul

Resim
Levanten  Nedir? Levanten kelimesi dilimize Fransızcadan girmiştir. Kelimenin orijinali “lever” dir yani doğmak veya doğu anlamı ifade eden bu kelimeden türemiştir. Fransızcada Levant doğu, levantin ise doğulu demektir. Avrupa kökenli olup doğu Akdeniz havzasındaki ülkelerde yaşan insanlara verilen isimdir. Türkiye'de Levantenler Osmanlı’da levantenlik azınlık grupların dışında görülmekteyse de bazı seyyahlar gezi notlarında Rumları da Levantenler grubuna dâhil etmişlerdir. Bugün bana soracak olursanız Levanten denilince Katolik, Venedikli, Cenevizli belki Katalan kökenli bir aileden gelmesi hadi bu da olmadı diyelim Fransız veya Malta kökenli olması lazımdır. Yahudileri Levanten olarak adlandırmamak gerekir. Çünkü onlar Avrupa kökenli bir millet değildir doğuludurlar. Levantenlerin çoğunluğu Katoliktir. Şemsettin Sami tarafından yazılan Kamus-i Türkî’de levantenler “ yakı doğu ülkelerine yerleşmiş ve evlenerek soyu karışmış olan Avrupalı asıllı kimse” olarak adlandırı...

Londra'dan Yaya Ayasofya

Resim
Bir Öğretmenin Büyük Hayali Daha önceki postlarımdan birinde James'ten bahsetmiştim. Kensisini bir geceliğine misafir ettik. James, Londra’da yaşayan bir öğretmendir. Peşinden gitmek istediği hayali vardır. Londra’dan  Ayasofya’ya kadar yürümek.  Tam üç ay düşünür ve sonra karar verir, öğretmenliği bırakıp yola çıkar. Birçok Avrupa ülkesini gezer. En çok kuzey Avrupa ülkelerinde ve Almanya’da sorun yaşar. Çünkü kendisi tedirgin gözlerin hapsi altındadır. Çoğunlukla polislerin kimlik sorduğu ülkeler bu steril Avrupa ülkeleridir. Polisler kimlik kontrolü yapar. James’in hikâyesini öğrenince de hayranlıkla onun yanından uzaklaşırlar. İnanın ben de hayran kaldım. Çok zor karar ve mutlu bir son. James İstanbul sınırlarına Bulgaristan üzerinden girip birkaç kamp yaptıktan sonra bizde kadar geldi. Ertesi gün Ayasofya’ya ulaşacağı finali yaşayacağı için çok mutluydu. Kendisine gün sonunda yeni kıyafetler alacaktı. Bize geldiğinde  bir güvercin kadar ürkekti...

Bir blogger’ın Marmaray Deneyimi

Resim
Marmaray Açıldı, İşte Düşüncelerim Kozyatağı’nda görüşmem vardı. Metro ve Marmaray’ı kullanayım dedim. İlk Marmaray deneyimini size aktarmak istiyorum. Kozyatağından Metro'ya binip Ayrılıkçeşme durağında indim. Burası Marmaray’ın ilk durağı.   Kadıköy Ayrılıkçeşme durağında dikkatimi çeken ilk şey TCDD mensuplarının yani Devlet Demiryolu çalışanlarının duraklardaki kalabalıklığı oldu. Sordum 13 Kasıma kadar Sirkeci istasyonu kapalı olduğu için böyle durak ve istasyonlarda olacaklarmış, hepsi son derece kibar ve utangaç insanlar. Marmaray onlarla güzel. Neyse Kadıköy Ayrılıkçeşme durağında Marmaray’a bindim her şey normal. Sarıçizgiyi geçenleri görevliler özellikle uyarıyor. Marmaray’ın kapıları açıldı  Turkuaz Marmaray koltuklarına oturdum.   İlk gözüme çarpan Marmaray’ın Kore markası olan Hyundai Rotem oluşu oldu. Vatandaş Kadıköy’den itibaren tartışmaya başladı. Acayip gergin bir toplum olduk.  Umarım Marmaray yapımından kazanılan know-how Türk fi...

Paramparça bir 29 Ekim

Resim
Bugün benim doğum günüm. Öğleye doğru kestik pastayı. Oğlum Teoman ile arkadaşı Cem verdi pasta tüyosunu. Çocuk denen mahluklar ne kadar masum yahu. İçimde kocaman bir boşluk. Sebebini bilemiyorum. Bugün cumhuriyetimizin de doğum günü. Ağız dolusu gülemiyorum coşamıyorum... Karpuz gibi ortadan ayrılmış bir toplumun her iki parçasından kısımlar taşıyorum iki yanım birden ağrıyor.  Bir yanım Teoman bir yanım Müslüm Gürses şu an. Vallahi öyle Müslüm Baba-Ceza ikilisi gibi "İtirazım Var"  İtirazım var şu yalan dolana, bana cehennemi aratmıyor Üleynnn! Sebep olanları kınıyorum. Bunu hak etmiyoruz. Ya çok seviyor ya da nefret ediyoruz. Maalesef ortamız yok. Sağduyu denen kavrama  çok uzağız. Doğruya doğru yanlışa yanlış diyemiyoruz. Ülkümüz olan muassır medeniyete nasıl ulaşacağız! 29 Ekim Kutlamaları İstanbul Bugün İstanbul Boğazında kutlamaları izlemek isterdim, bugün fener alaylarından birine katılmak isterdim, AKM'nin açılışını görmek iste...

Pusulamız Lüfer Olsun

Resim
Lüfer Bayramı  Bugün tüm İstanbulluları yakından ilgilendirecek bir etkinliğin başlangıç günü. Nedir bu etkinlik?  “Slow Fish İstanbul” bu yıl ilk defa ülkemizde İstanbul’da düzenleniyor. Etkinlik Estambul Boğaziçi Üniversitesinde onlarca ülkeden birçok delegenin de katılımıyla gerçekleştirilecek, sunumlar, filmler, akademik çalışmalar, atölyeler balıklarımızın gelecek sorunlarını ve denizlerimizdeki kritik sorunları anlatılacak.

Gözlerin İstanbul

Resim
Bilmem, aranızda Birsen Tezer sevmeyeniniz var mıdır? Ama bu şarkıyı bir başka söyler, beni duman eder. Şehrin karmaşasına inat, iyi ki bu şehirdeyim dersiniz. Her çilesine eyvallah çektiğimiz İstanbul, iyi ki varsın. Güneşi soldurup iliklerimize kadar üşütsen de seni  sevmeye devam edeceğiz. Kaosuna dahi alıştığımız güzel Estambul. Sırlarımızın, mahremlerimizin şehri seviyoruz seni!  Beş dakikada bir motorunun acelesine inat Biniyorum meçhule Ardımda martılar telaş Bırakıp gitmek var Şimdi seni yarim Dört yan ezan Vapur vapur boğaz Sesim binlerce binlerce Gözüm bugün Gözlerin istanbul İstanbul gözlerin bugün Gözlerin istanbul İstanbul yüzün bugün

İstanbul 2053 Vizyonu

Resim
Küçük bir balıkçı köyü olarak kurulan İstanbul dünyanın en büyük iki imparatorluğuna başkentlik yapmış ve Türkiye Cumhuriyetinin de lokomotif şehirlerinden biri olmuştur.  Prof. Dr. Recep Bozlağan’ın   “İstanbul 2053 Vizyonu” adlı kitabı okurlarla buluştu. Hocaya’teşekkür etmek lazım. Kendisi Marmara  Üniversitesinde  İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı Başkanıdır. İstanbul’un geleceği geçmişinde saklıdır prensibinden yola çıkılıp, güzel bir eser hazırlanmış. Bu kitap şehrin geleceğinin inşa edilmesine yönelik birbirinden önemli teşhisler, tespitler ve tavsiyelere  içeriyor . İstanbul için kaynak eser Bilemiyorum kitapçılarda bulma ihtimaliniz var mıdır ama 30 makaleden oluşan kitap Estambul severlere kaynak eser olma özelliği taşıyor. İstanbul'un özensiz yapılaşmasına özellikle dikkat çeken kitap şehrin ruhunu bozacak uygulamalardan uzak durulması gerektiğini belirtiyor. İstanbul için değişim dönüşüm   Biz de değişim dönüşü...

Masal Anlatıcılığı

Resim
Jorge Bucay der ki:  “Masallar çocuklara uyumaları, yetişkinlere de uyanmaları için anlatılır.” Masal Nedir?  Masallar dünyayı en çok etkileyen anlatılardan biridir.   Masalcı m asalın imajlarını sesi, sessizliği, bedeni ve sözcükleriyle boşluğa çizer. Hiç düşündünüz mü size güzel masal anlatan birini asla unutmazsınız! Eğer siz de çocuğunuza, eşinize, öğrencilerinize, arkadaşlarınıza veya bir dinleyici grubuna masal anlatmak ve onları anlatımlarınızla büyülemek istiyorsanız, m asal ve hikaye anlatıcısı  tiyatro-dans pedagoğu Nazlı Çevik tarafından Estambul'da verilecek masal atölyesi'ne katılın. Daha önce Nazlı Çevik ile yaptığımız söyleşi için şöyle buyrun. Masal Atölyesi Atölye Yürütücüsü: Nazlı Çevik Katılımcı sayısı: max: 14, min: 8 Ne zaman: 28-29 Eylül, 10.00-18.00 saateri arasında Adres: Büyük Hendek Cad. No:21, Kat:2 (Galata Perform’un üstü) Kuledibi/Beyoğlu, İstanbul Ücret: Öğrenci: 250 TL, Tam: 300 TL Başvuru için lütf...

Sana havadan baktık aziz İstanbul

Resim
Son İstanbul İstanbul’un tepeden silueti değişiyor bu hafta Tempo Dergisi alkışlanacak bir iş yaptı “Son İstanbul” kapağıyla çıktı. Ayşegül Savur Özgen yönetimindeki Tempo Dergisini alkışlıyorum. Bize aziz İstanbul’u tepeden gösterdiler. Azizliği pek kalmamış İstanbul’un. Yaralı bir ceylan gibi, her yeri yara bere içinde avcı oklarıyla delik deşik! Üçüncü Köprü, Çamlıca Cami Kuzey Ormanlarının göbeğinden geçen üçüncü köprü, Çamlıca’ya yapılan en böyyük cami. Maltepe ve Yenikapı sahilindeki dolgular…Ne yazsak ne söylesek boş. Hani derler ya ayı yavrusunu severken öldürürmüş diye durumumuzu anlatmaya yeter de artar bile. İstanbul Bloggerları, İstanbul Grupları Dergi İstanbul severler için koleksiyon değerinde, "İstanbul’un ilk'leri ve En’leri" başlıklı bir de eki var. Hatta İstanbul’u yazan bloggerlara, facebook gruplarına yer vermişler. Mesela bizim Caner Cangül ’i gördüm çok sevindim. Saffet Emre Tonguç , Facebook grubu olarak  "Burası İstanbul...

Blogger'lar dünyayı değiştirebilir mi?

Resim
Blog dünyasında çok emeği olan, sosyal medya ile ilgili çalışmalarını önemli gördüğüm dayatmalarda kayboluş   ile söyleşi yaptık. Kendisi  Dayatmalara isyan bayrağını çekmiş bir bloggerdır. Bu yazıyı Model 'in şu şarkısı eşliğinde okumanızı öneriyorum. Bize kendinden bahsedebilir misin? Ben; bir yanardağım, denizim, rüzgarım , yağmurum, depremim, tusunamiyim.. tencereyim , tavayım, havayım , toprağım….kısacası doğanın tüm özelliklerini içinde barındıran ve sürekli bir devinimim bir zerresiyim .. özünde hiçbir diğer parçasından yok farkım… “beyin” denilen o yumuşak doku nedeniyle kendini doğadan ve kendi türünden üstün sanmak gibi sanrılar içerisinde kaybolmuş yaratıklardan sadece bir tanesi olduğum için; ben “sen”im, “o”yum, kötüyüm, iyiyim, başarılıyım, başarısızım, zenginim, fakirim, güçlüyüm, zavallıyım, hainim, güvenilenim, güzelim, çirkinim, cahilim, bilgeyim… senin “beyin” denilen doku hücrelerinin kaç tanesinin aktif olduğuna, ve kaç hücre kasının...

İstanbul Kalkınma Ajansı İSTKA'da TÜSİAD neden yok?

Resim
Bölgesel kalkınma tanımı bir süreden beri hayatımıza girdi bu konuda çalışan bir de ajansımız var adı “ İstanbul Kalkınma Ajansı” kısaltması İSTKA diye okunuyor. Amacı bölgesel kalkınma, yani her şey İstanbul için. Ajanstan güzel projeler çıkıyor mesela bunlardan biri “erişilebilir turizm engelsiz İstanbul.” Proje için İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’ne de İSTKA'ya da teşekkür ederiz.  Yeri gelmişken söyleyeyim bölgesel kalkınma ajanslarının daha çok girişimciliği desteklemesi lazım. Asıl buna ihtiyacımız var istihdam için. Kalkınma Bakanlığı bu konuda titiz davranmalı. Kurumların kendilerinin yapması gereken, zaten görevi olan projelere İSTKA destek vermemeli. Yoksa bölgesel ajanslar işlevini kaybeder. Elbette onlara işini öğretecek değiliz ama vatandaş olarak bakış açımızı yansıtıyoruz. Eğer devletin parasını yine devlet dediğimiz belediyeler kullanacaksa  bunun bölgesel kalkınma ile pek ilgisi olamaz. Hayatımıza pozitif katkı sağlar fakat herkes görevini iyi...

Uyuyan Çınar Nerede?

Resim
Ahtapot Çınar Biz metropol insanları doğanın en fazla tahrip edildiği veya zorlandığı yerleşim yerlerinde yaşıyoruz. Bulunduğumuz alanlarda yaşayan ağaçlar kırsal alanlardaki ağaçlara nazaran çok daha güç ekolojik şartlarda yetişmek zorundadırlar. Çoğu zaman yeşillik, estetik, ferahlık olsun diye dikilen bu ağaçlar bizim için tabiattan kopmama anlamı da taşır. Uyuyan Çınar  Bahçeköy Sarıyerde Mutlaka oturduğumuz semtlerde ağaçlar var ama İstanbul’da öyle ağaçlar var ki anıt niteliğindedir. İşte bunlardan biri “Uyuyan Çınar” dediğimiz ahtapotu andıran kolları nedeniyle de “Ahtapot Çınar”  denilen muhteşem ağaçtır. Peki, bu Uyuyan Çınar nerededir? Sarıyer’in Bahçeköy beldesi yakınlarındaki İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi arazisinde bulunmaktadır. Yolunuz Bahçeköy’e düşerse mutlaka görün derim.  Çünkü Uyuyan Çınar Estambul’un değil Türkiye’nin en görkemli anıt ağaçlarından biridir . Bu büyük çınar 32 metre yüksekliğinde ve 3.62 cm...

İstanbul'un en iyi peynircileri nerede?

Resim
İstanbul'da Peynirciler Sevgili Blogger arkadaşlarım. Peyniri pek severim ama bizim şarküteride iki aydır bulamadığım keçi peynirini İstanbul’da nereden bulabilirim, bildiğiniz güzel bir peynir pazarı var mıdır, bana yardımcı olabilir misiniz? Hani böyle sert oluyor ya, makarna ile acayip güzel oluyor oy oy oy.  Şimdi bu biraz istek gibi oldu ama bari size küçük bir peynir postu hazırlamış olayım. Bir sürü peynir türü var çoğunu biliyorsunuzdur. Peşin bilgi şu: Belki bileniniz vardır ama  Estambul'a özgü bir peynir varmış "İstanbul çayır peyniri"ni ben ilk defa duydum. Peynir, kelimesi modern Türkçe’ye Farsça sütten yapılmış anlamına gelen “panir”  kelimesinden geçmiştir.   Peynir tarihte ilk defa Orta Asya Türkleri tarafından üretildiği  ve sonraki yıllarda Memlük Türkleri ile Ortadoğuya ulaştığı, Romalılar döneminde de yaygınlaştığı düşünülmektedir. Dilimizde “lafla peynir gemisi yürümez” şeklinde söylenen; şöyle yaparım böyle ya...

İstanbul’un Yedi Tepesi Neresi?

Resim
Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemleri gurusu Zühtü Kayalı üstadıma sözümdü yerine getiriyorum. Bana bir gün “Bolat, şu İstanbul’un 7 tepesi neresidir yaz, yaz da Çamlıca tepesini 7 tepeden birisi sananlar öğrensin” dedi. Zühtü hocam söyledi ise akan sular durulur. Kendisi her ne kadar Matematikçi ve Ankaralı olsa da edebiyat severliği ve İstanbulluğu bizden ileridedir. Haydi, o zaman başlıyoruz tepeleri okumaya.  İBB logosunda da bulunan 7 tepe nerede? Birinci tepemiz: Topkapı Sarayının bulunduğu tepe Başka neler var bu tepede? Aya İrini, İstanbul Arkeoloji Müzesi, ecnebi dostların Blue Mosque dedikleri Sultanahmet var, Yerebatan sarnıcı var, Milion Taşı var, Alman Çeşmesi ve Hipodrum var. İkinci tepemiz: Nuruosmaniye Camisinin bulunduğu tepe Başka neler var bu tepede? Kapalıçarşı, Firuzağa Camisi, Binbirdirek Sarnıcı, Çemberlitaş Hamamı, hamam deyince sırtım kaşındı hatuna bir el at desek, kaşağımıyım ülen ben diyecek kesin. Sonra efem yine Çorlulu Ali Paşa medr...

Afyon, Kaymak ve İstanbul

Resim
Kaymakçı Pando Bugünlerde şaftım kaydı, geceyi gündüzü karıştırdım arkadaş. Nasıl mı? Saat altıya kadar ayaktayım iki gündür. Şuan saat altıya geliyor, radyoda Fatih Erkoç şarkısı. Estambul’da gün ağarıyor. Canım bal kaymak çekiyor. Aş mı eriyorum nedir, tatlıya mı ihtiyacım var. Şimdi, bu mübarek Ramazan ayında böyle post mu olur Bolat diyebilirsiniz, haklısınız. Bal-Kaymak ikilisi nedir arkadaş. Ah şimdi Beşiktaş’ta olmak vardı. Huysuz Pando’nun mekânına damlayacaksın abanacaksın bala kaymağa of ki ne of. Bulgar Sütçüler Pando deyince akan sular durulur. Uzun zaman oldu gitmeyeli ama değişen bir şey yoktur emin olun! Değişime direnmenin adı Bulgar Pando’dur. Olsun be, yine de çekilir o ekşi suratı. Valla iyi tutturmuş işi Bulgar Pando, gözümde bir "sürdürülebilir dükkân" abidesidir.  Bakınız, Kaymakçı Pando since 1895'ten bu yana ayaktadır. O yüzden Ömer abi Kaymakçı Pando'yu 100 Yıllık Markalar Derneği'ne alalım lütfen. O Beşiktaş’ın gediklisi,...