Kayıtlar

ayasofya etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İstanbul'da gezilecek görülecek yerler

Resim
Haydarpaşa Tren Garı / Kaynak:AA İstanbul'da mutlaka görülmesi gereken yerler  İstanbul'u ilk defa ziyaret edecek biri benden yardım isteseydi listeye hangi mekanları yazardım? Muhakkak herkes farklı bir liste yapabilir. Ama o listede en az 4 mekan aynı olurdu diye düşünüyorum. İstanbul'u İstanbul yapan bazı  yerler vardır. Blogger Bolat'a göre İstanbul'da ziyaret edilmesi gereken 16 mekan aşağıdaki gibidir. İstanbul'u İstanbul yapan mekanların hepsini bir güne sığdırmak mümkün değil ideal vakit 1 hafta diye düşünüyorum. Üç imparatorluğa başkentlik yapmış bir şehirden bahsediyoruz. İki kıta üzerinde yer alan 20 milyonluk bir şehirden bahsediyoruz. Mümkünse her yıl ziyaret edilmesi gereken bir kültür  ve sanat kentinden bahsediyoruz. Dikkat bu liste Blogger Bolat'ın genel listesidir. Özel İstanbul listemi  bir başka postta yazacağım çok ilginç mekanlar var. 1- Rumeli Hisarı Rumeli Hisarı / Kaynak:onedio Boğazın Keyfine varılacak en güzel y...

Londra'dan Yaya Ayasofya

Resim
Bir Öğretmenin Büyük Hayali Daha önceki postlarımdan birinde James'ten bahsetmiştim. Kensisini bir geceliğine misafir ettik. James, Londra’da yaşayan bir öğretmendir. Peşinden gitmek istediği hayali vardır. Londra’dan  Ayasofya’ya kadar yürümek.  Tam üç ay düşünür ve sonra karar verir, öğretmenliği bırakıp yola çıkar. Birçok Avrupa ülkesini gezer. En çok kuzey Avrupa ülkelerinde ve Almanya’da sorun yaşar. Çünkü kendisi tedirgin gözlerin hapsi altındadır. Çoğunlukla polislerin kimlik sorduğu ülkeler bu steril Avrupa ülkeleridir. Polisler kimlik kontrolü yapar. James’in hikâyesini öğrenince de hayranlıkla onun yanından uzaklaşırlar. İnanın ben de hayran kaldım. Çok zor karar ve mutlu bir son. James İstanbul sınırlarına Bulgaristan üzerinden girip birkaç kamp yaptıktan sonra bizde kadar geldi. Ertesi gün Ayasofya’ya ulaşacağı finali yaşayacağı için çok mutluydu. Kendisine gün sonunda yeni kıyafetler alacaktı. Bize geldiğinde  bir güvercin kadar ürkekti...

Zamanın Alicengizleri!

Resim
Bugün İstanbul’da güzel bir gün yaşıyoruz. Dışarıda kasım ayına inat müthiş güzel bir güneş var! Islak ve soğuk günler öncesinde bu güneş ilaç gibi geliyor. Bu paha biçilmez ömür problemsiz günler mi yaşıyor? Hayır. Her şeyim rutin üzerine mi kurulu? Hayır. Her gün aynı saatte işe gidiyor aynı işleri aynı metot ve araçlarla mı yapıyorum?   Hayır.  Durgun sularda usulca yüzen gemiyi neden bir fırtınanın ortasına kırdım? Bilerek, isteyerek taammüden yani! Neden yaptım, vesile oldu anlatmak istiyorum. Birçok dostum, eskisi gibi sık aramadığım sormadığım için bana kırıldığını söylüyor. Buradan cevap veriyorum. Birkaç ay öncesine kadar işten güçten vazgeçip rutini kırdığımı unutuyor olmalısınız dostlar! Biraz tahammülünüze ihtiyacım var. Yeni şeyler tasarlamak, düzenlemek zaman alıyor. İyi de, durup dururken niye kaşındın düzenini bozdun, be adam? Neden şimdi? Ne bileyim, başkalarının hayallerin parçası olan bir işi özümsemek ve o işi hayatın merkezine koymak, o iş ...

Boza içtim sallandım

Resim
Boza nedir? Bozanın Tarihi Dün akşam işten çıkınca markete uğrayıp bir şeyler aldım. Aldıklarım arasında boza da vardı. İstanbul deyince aklımıza gelecek folklorik unsurlardan biridir boza. Biz bozayı mayalı bir Trakya içeceği olarak biliriz, Balkanlarda bozaya  mırmırık denir. Çook öncelere gidersek köken olarak boza bir Tatar içeceğidir. Bunu Evliya çelebi de yazmıştır. Evliya Çelebiye göre bozanın mucidi “Salsal Tatar” adında biridir. Dedik ya bozanın İstanbul folkloründe önemli bir yeri vardır. Şöyle karlı ayaz kış gecelerinde sokakta bir adamın “boozaaa…booozaaaa” dediğini duyarsanız bir İstanbul klasiğini yaşıyorsunuz demektir. Bozanın müptelası değilim ama kış gelince de yılda üç dört kez olsa da içeriz. Daha doğrusu ben içerim, eşim sevmezdi ama dün akşam iki bardak birden hüpletti. Teoman da dilinin ucunu bir dokundurdu içmedi. Boza olayını akşam içmemek gerek beni biraz bozdu bo olay! Zor uyudum. Fazla enerji göz çıkarıyor benden söylemesi. Neyse bozayı anla...

İstanbul'a Mektup

Resim
Sevgili İstanbul, Adettendir önce halini hatırını sorayım istedim. Nasılsın iyi misin? Beni soracak olursan, iyilik sağlık diyelim, senden şikâyetimiz var ama yine de sensiz olmuyor. Topoğrafyanın tüm güzelliğine karşı, bitmeyen kavşaklar, eciş bücüş yollar, sürekli bir inşaat halindesin bilemem 50 yıl sonra senin sonun ne olacak Estambul.           Bizden öncekiler çok güzel eserler bırakmışlar Sağ olsunlar. Fikirtepe’ye gecekondular diktik, Yarımburgaz’ı hayvan ağılı yaptık! İlk İstanbullulardan pek eser kalmadı senin anlayacağım. At Meydanı’ndaki Hipodrum’u Septimus  Severus,  Kızkulesi’ni general Alkibiades, Ayasofya’yı,İmparator Justinianos ,  Dikilitaş’ı İmparatorlar Theodosius, Sultanahmet’i I. Ahmet,  Süleymaniye’yi Sultan Süleyman sağ olsun bize miras bırakış. Milyonlarca insan bu eserlere hayranlık içinde bakar bakar dururuz.           Herkesin bir eseri var da bizim hangi eserimiz var diye soracak ...