18 Mart 2019 Pazartesi

Pangaltı semti hayırsız bir kocanın mirasıdır


 Pangaltı semtinin adı nereden geliyor?


Pangaltı semti tarihi fotoğraf /SALT
Cumhuriyetin ilanından sonra devlet yetkilileri Avrupa meydanlarındakine benzer bir Cumhuriyet anıtını Taksime yaptırmak isterler. 1 Aralık 1926 günü karar alınıp çalışmalara başlanır. Milli Mücadelenin yaraları yeni sarılmaya başlanmıştır. O nedenle burada yaptırılacak anıtın parası devlet bütçesinden değil şirketlerden, bankalardan, halktan ve diğer kuruluşlardan toplanmıştır. Şimdi size heykeli mi anlatacağım? Hayır, Pangaltı semtinin kuruluş hikayesini anlatacağım!

Hayırsız koca Sinyor Pancaldi  ve  Pancaldi dutluğu


Sırtınızı verin Taksim Cumhuriyet Anıtı'na geniş bulvardan ilerleyin, yolun sol tarafında Ermeni ve Rum mezarlıkları, Surp Agop Hastanesi derken Pangaltı’ya geleceksiniz. Kısaca Şişli'de Harbiye ve Osman Bey semtlerinin karşısındadır. Pangaltı semti adını Bologna kökenli bir hancı olan Jean-Baptiste Pancaldi’den almıştır. Bu sakin bölgeye yerleşmiş olan İtalyan o zaman dutlu olan Pangaltı’da ve hanına uğrayan avcılar ile doğa meraklıları sayesinde para kazanmaktaymış. Sinyor Pancaldi aslen Bolonyalı bir katoliktir. Bolonya bölgesinde çok yaygın olarak kullanılan Pancaldi soyadını taşır. Pancaldi 1840'ların başında karısı Rosa Zaghi'yi Roma'da bırakıp İstanbul'a yerleşir ve yukarıda bahşettiğimiz, otel birahane karışımı yerleri işletmeye açar. Eşinden kaçtığı bir dedikodudur ki hiç oralara girmeyelim. 1913 yılında Pangaltı gayrı-müslim semtiydi. Nüfusunun %27 si Levantenler, %19'u Rumlar, %49'u Ermeniler % 5'i "öteki" lerden oluşuyormuş.

Semt kalabalık olsa da insanı rahatsız etmeyen görgülü bir kalabalığa sahiptir. Son yıllarda değiştiğini söyleseler de inanın, inanasım gelmiyor.


19 Ocak 2019 Cumartesi

Zıvanadan çıkmak deyiminin hikayesi

Zıvanadan çıkmak deyiminin kökeni nereden geliyor?


Zaman zaman hepimizi sinirlendiren  şeyler vardır. Bu halimizi “zıvanadan çıkmak” deyimi ile ifade ederiz. Mesela İstanbul’un çarpık yapılaşma ve ulaşamama sorunu beni zıvanadan çıkarır. Çünkü kent bilinci yeterince gelişmemiş insanlar tarafından yönetiliyoruz bu politik bir eleştiri de değil! Hepimizin tepesini attıran durumlar olmuştur. Bunlar gayet normal çünkü neticede insanız. Öfkemizi kontrol ettiğimiz sürece iyi insanız, güzel insanız kültürlü insanız ama taşkınlık hallerimiz de içimizdeki hayvanın ta kendisidir. 

Bu blog yazımda "zıvanadan çıkmak" deyiminin ne anlama geldiğini anlatacağım.
Bir pazar günü tüm uyuşukluğum üzerimde o kanepe senin bu sofa benim şu program senin tembellik ediyordum. Televizyon açık, önümde kitap, bir yanımda telefon, bazen okuyor, bazen sosyal medya hesaplarıma bakıyor, zaman zaman da televizyon seyrediyordum tam bir hümanoidim, aynı anda birçok şeyi yapabiliyorum yani!

13 Ocak 2019 Pazar

Saint Esprit Katolik Katedrali ve yeraltı mezarlığı

Chedrale Saint Esprit - İstanbul Kutsal Ruh Katedrali


Hoyratça içine ettiğimiz İstanbul!
İstanbul benim için evrenin en büyük mucizelerinden biridir. Sürprizler, yüksek olasılıklar şehridir. Ama şehri o hale getirdik ki şehir kocaman bir çöp yığınına döndü. Mecidiyeköy’e her geldiğimde gayrimüslim vatandaşlarımızın İstanbul’da oluşuna müteşekkir olurum. Çünkü onların mezarlığı olmasa Mecidiyeköy denen heyulada ağaç görmek mümkün değil.
Betondan kazıklar diken dikene!

 Betondan insan mezarlığı İstanbul


İstanbul’un kendisi kocaman bir insan mezarlığı haline gelmeye başladı. İstanbul insanları mutsuz ediyor. Ulaşım ve mimari sorunlar başta olmak üzere şehir boğucu sanat fakirliğinin de merkezi haline geldi. Hiç biliyor muydunuz Harbiye’de bir yeraltı mezarlığı var? Peki nerede Blogger Bolat dediğini duyar gibiyim? 

Saint Esprit Katolik Kilisesi, diğer adıyla İstanbul Kutsal Ruh Katedrali Harbiye Cumhuriyet Caddesi üzerinde Notre Dame de Sion Lisesi’nin arkasındadır. Birçok insan Dame de Sion’u da bilmeyebilir. Onuda şöyle tarif edelim Harbiye’deki TRT binasının tam karşıdır. Saint Esprit Katolik Kilisesi İstanbul'da Papa'nın temsilcisi olarak İstanbul’da bulunan Monsenyör Hillereau tarafından ünlü mimar Gaspard Fossati'ye yaptırılmıştır, kilise 1846'da ibadete açılmıştır. Bu katedral aslında İstanbul'da yaşayan katolikler için en önemli mabettir.

1 Ocak 2019 Salı

Turkiye’nin UNESCO Kültürel Miras Hazinesi

"Zaman akıp gidiyor dur demek olmaz"

Zaman ne çabuk geçiyor değil mi? İnsanların birbirlerini daha iyi tanımasının yolu ortak değerlerden oluşan kültürel  ve doğal mirasın korunmasından geçer. Bu mirasın geleceğe aktarılmasında turizm önemli bir yer tutuyor. İstanbul'u düşünün sadece bizim için mi önemli. Hayır insanlığın ortak geleceği için önemli bir şehir. Fakat ne yazık ki beton ve çirkin yapılarla örüldü! Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO, 1972’de “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşmesi”ni kabul ederek, tüm dünya uluslarının sahip oldukları kültürel ve doğal varlıkların, uluslararası bir platformda korunması ve gelecek nesillere aktarılması için tarihi bir adım atmıştır. Türkiye medeniyetlerin beşiği ve bu medeniyetlerden kalan kültür mirası ile eşsiz güzelliklerle doludur. Türkiye'de koruma altına alınan kültür ve doğa varlığı sayısı, Şanlıurfa'daki Göbeklitepe arkeolojik alanının UNESCO Dünya Miras Listesi'ne girmesiyle birlikte toplamda 18 değerli kültür ve doğa varlığına sahip olmuştur. İşte Türkiye’nin UNESCO Dünya Miras Listesi'ne girmiş birbirinden değerli kültürel ve doğal mirası listesi. Umarım bu mirasın hepsini gezme imkanınız olur.

Yeryüzünün en kadim şehri İstanbul

22 Aralık 2018 Cumartesi

Beyoğlu Pala şair Mustafa Yağcı'yı unutmamalı!

Beyoğlu'nun gülü Pala Şair Mustafa Yağcı


Pala Şair Mustafa Yağcı'nın Balmumu Heykeli /YKKY
"Dağ başına kış gelir, insan başına iş gelir" derdi Pala Şair Mustafa Yağcı! O nedenle kimin başına iş gelse Pala Mustafa Yağcı'yı hatırlarım. Geçen bir seramik sergisi için uğradığım Beyoğlu'nda gözlerim Pala Şair olarak bilinen Tokatlı Mustafa Yağcı'yı aradı yine. Her halde o güzel insanı milyonlarca insan tanıyor ve maalesef bazıları ona meczup gözüyle bakıyordu.

Çünkü Pala görkemli bıyığı, çeketine paltosuna taktığı yüzlerce rozetiyle Beyoğlu'nun gülüydü. Yakısında, şapkasında sarı kırmızı güller olurdu. O kadar ünlü, o kadar meşhur onun önden geldi geçti de bir fotoğraf çektirip onunla tanışmayı çok gördüler. Ama bu ünlülerin hiç biri Pala Şair Mustafa Yağcı kadar ünlü olup ünlü kalamayacaklar! Beyoğlu Belediye Başkanı bu insanla bir gün kimsin sen, naparsın, nedir bu hal, derdin nedir, ne anlatmak istiyorsun diye sormuş mudur? Emin değilim!

9 Aralık 2018 Pazar

İstanbul'dan Balıkesir izlenimlerim

Balıkesir'i geç tanıdığıma pişman oldum!


Balıkesir'in Karakoncolosları Tülü Tabak / Murat Sözver
İnsanın bazı pişmanlıkları olur. Benim de en büyük pişmanlıklarımdan biri de henüz tüm illerimizi gezememiş olmamdır. Oysa her ilimiz bambaşka güzelliklere sahip. Geçenlerde bir iş gezisi nedeniyle Balıkesir'e gittim. Ve onu 44 yıl sonra tanıdığıma çok üzüldüm, utandım. Balıkesir'in bir yanı Marmara diğer yanı Ege. Bereketli ovası, temiz havasıyla yaşanacak şehirlerden biri olarak gördüm.



25 Kasım 2018 Pazar

İstanbul taksileri turizmin kabusu oldu!

İstanbul'un Taksici Sorunları

İstanbul'un Taksi Sorunları


İstanbul'un en önemli sorunlarından birini taksiler oluşturuyor. Tüm taksicileri kastetmesek de ne yazık ki taksicilik yozlaşmış bir meslektir! Her önüne gelenin, her koltuğa oturanın "taksici" olduğu İstanbul'da tehlike çanları çalıyor.

Taksicilik mesleğinde yapılan en önemli hata nedir?


Tekstilden para kazanan taksiye para yatırıyor. İnşaattan para kazanan taksiye para yatırıyor, uğursuz işlerden para kazanan taksiye para yatırıyor. Dolayısı ile burası bir rant alanı olmuş, bir tür monopol! Darbe döneminden buyana bu taksi olayına el atan yok! Araçlar pis kokuyor, bu taksilere çoluğunu çocuğunu emanet edebilir misin emin değilim! Kurallara uyanı mumla arıyoruz! En büyük sorun taksi plakası alanların taksiciliği bir meslek olarak görmemesi, bir yatırım aracı bir rant kapısı gibi algılamasıdır.

26 Ekim 2018 Cuma

Baksı Müzesi blogger Bolat Bayburt seyahati

Bayburt nire, İstanbul nire hemşerim?


Prof.Dr. Hüsametin Koçan - Blogger Bolat Baksı Köyü
Bir ülke ne kadar kalkındığını iddia ederse etsin eğer o ülkede sanat yoksa itibar da yok demektir. Bu itibarsızlık halimizi sanat yoksunluğuna borçluyuz. Belediyelerin yaptırdığı kültür ve sanat merkezleri var ama içinde ne kültür ne de sanat var! Tıpkı adalet saraylarımızın içinde adalet olmadığını gibi! Japonlar, İngilizler, Almanlar, Amerikalılar olmasa Türkiye’de arkeoloji bilimi ağlardı. Maalesef durum bu! Baksı Müzesi’ni çok merak ediyordum. Ama “Bayburt nire İstanbul nire?” diye diye ötelemiştim, üşenmiştim...

İstanbul'dan Baksı Müzesi'ne nasıl gidilir?


Nihayet Ekim ayında gitmek nasip oldu. Sabah Atatürk Havalimanı’ndan saat 06:00 uçağına binip Erzurum Havalimanı’na indim. Orada güvenliğe Bayburt’a nasıl gideceğimi sordum. Çok kolaymış Havaalanı içindeki kırmızı renkli Erzurum Büyükşehir Belediye otobüsüne biniyorsunuz. Dört lira veriyorsunuz ve sizi tam 10 dakika içinde otogarın içinde indiriyor. Oradan şehirler arası büyük otobüslere biniyorsunuz, kıvrıla kıvrıla geçen yollardan sonra 2 saat içinde tam Bayburt’un merkezindesiniz. Yolda yanımdaki koltukta oturan arkadaş da Bayburtluymuş. Almanya’nın Dortmund şehrinde çalışan bir işçi kardeşimiz adı İsrafil. Babası çok hasta olduğu için onu görmeye gelmiş. Sağolsun Çoruh nehrinin kenarında iki çay içtik, dertleştik, ayrıldık. İsrafil de Baksı Köyü'ndenmiş ama Bayburt merkeze yerleşmişler.

9 Ekim 2018 Salı

İclal Nergiz neden taşlanıyor?

Sağlık Bakanlığı özeleştiri bir erdemdir! Güzel bir şeydir!


Büyük ayıp! Hamile çocuklar!
Bir ülkede özeleştiri kültürü yok olursa o ülke yavaş yavaş çürür. Biz blog yazarları, sürekli olarak onu giydim, bunu taktım, şunu yedim bunu içtim, şurayı gezdimi yazmayacağız. Ara sıra da olsa kendimizi pusuya yatmış taşlama ekiplerine rağmen farklı konularda ne düşündüğümüzü özgürce yazacağız! Milletimiz için ülkemizin geleceği için!


Ülkesi için çalışanı sizce neden sürgün(kibarca tayin) ediyorlar? Doğru söyleyen memuru neden dokuz köyden kovuyorlar? Devlet hastanelerinde binlerce çocuğun doğumunu gerekli mercilere iletmeyenler neden rahatsız oluyorlar? Görevini yapan bir memuru neden örseliyorlar?

İclal Nergiz'in tayinini çıkaranların amacı ne? Neden rahatsız oluyorlar!


Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne 18 yaşın altında binlerce hamile kalmış çocuk gelmiş. Ama bunlar neyin kafası ise devletimizin gerekli mercilerine iletilmemiş. Yani çocuklar hamile kalmış ama bir Allah'ın kulu ne oluyor dememiş! Ama vicdan sahibi, dürüst insanlarımız da var! Hastane çalışanlarından  İclal Nergiz bu durumun farkına varmış ve hastane başhekimliğine neler oluyor bu bildirimler neden yapılmıyor diye yazılı olarak cevap istemiş! Bu dürüst çalışan İclal Nergiz'i dinleyen olmuş mu? Hayır. Onu kaale alan olmuş mu? Hayır!

1 Ekim 2018 Pazartesi

Selfie magandalığı, sanat ve saygısızlık hali!

Koca kafalı selfie pozlarımızın kime ne faydası var!


Çok güzelim ben güzelim pozları/NY Times/Yana Paskova
Nasıl bir egomuz var anlamakta zorlanıyorum. Benden sonrası tufan diyen bir sürü insan! Geçen Cevahir AVM'de bir kız yürüyen merdivende sefie çekerken düşüyordu! Yok dudağını oynatıyor, telefonu sağa sola yaslıyor, kafayı oraya buraya eğiyor, koca kafalı pozu yakaladı yakalayacak derken yürüyen merdivenden az kalsın düşüp mevta oluyordu, elinden başka bir hanım tuttu sırt üstü gidiyordu! Pisine niyazi olacaktı!

Balkondan Cem Yılmaz'a seslenip selfie çeken adem evladı!


Cem Yılmaz'a Balkondan Bağıran Selfie hayranı
Televizyon seyrediyordum, tv kanalları arasında gezinirken Tolgshow'da Cem Yılmaz'ı görünce durdum biraz izleyeyim dedim. Balkonda bir izleyici devam eden şova sesle müdahale edip, selfie çekti! Cem Yılmaz bu özgüven patlaması yaşayan tipi tiye aldı ama tiye alınanda "tınlama" oldu mu şüphem var.O lafları Cem Yılmazdan siz yeseniz sokağa çıkmazdınız!


 

Sanat galerisinde, sergide, müzede selfie çekme açlığımız!


O koca kafalarınızı herşeyin içine sokun! Ama lütfen sanat galerilerinde, sergilerde müzelerde, selfie denen görgüsüzlüğü yapmayın. İnan olsun o koca kafalarınızın hiç bir önemi yok. Eğer bir sergiye gittiyseniz, sanata, sanatçıya, mekana saygı duyun, bir nebze olsun ilham almaya çalışın! Ulu orta heryerde selfie çekmek olmaz!

Düğünde havaya ateş açan maganda ile sergide selfie çeken magandanın ne farkı var?


24 Eylül 2018 Pazartesi

Quadriga, İstanbul'un at hırsızları

İstanbul'un çalınan tarihi eserleri

İstanbul'dan çalınan eserler: Quafriga Atları - Venedik
İstanbul'un çalınan atları vardır. Bugün Venedik'in San Marko Meyda'nındaki atlar İstanbul hasreti çekmektedir. Çünkü o atlar İstanbul At Meydanı'ndan çalınmıştır.  Milattan Sonra 8. yy da II. Theodosius zamanında Sakız adasında yapılan bu atlar bugün Sultanahmet Meydanı o günkü adıyla hipodrom olarak adlandırılan At Meydanı'ndaki hipodrumda bulunuyordu. 


Haçlı Seferleri: Kutsallık uğruna nitelikli hırsızlık seferleri


O meşhur Haçlı Seferleri doğu dünyasında büyük bir soyguna dönüşmüştür. Dördüncü Haçlı Seferleri sırasında Venedik Doçu Enrico Dandolo liderliğindeki Venedikliler fırsat bu fırsat soyalım şu İstanbul'u diyerek bronzdan yapılmış atları çalıp, Venedik'e götürmüşlerdir. 1797 yılında Campo Formio anlaşmasıyla Venedik'i Avusturyalılara teslim eden Napolyon Bonapart hergelesi bu atlara göz dikmiş nasıl İstanbul'dan çalındı ise o da çalıp Fransa'ya götürmüştür. Sağlanan bir anlaşma ile 1815 yılında bu atlar kanatlanıp tekrar İstanbul yerine asıl hırsızlığı gerçekleştiren Venediklilere iade edilmiştir.


Komplekslerimiz ve İstanbul'da AVM isimleri