Kayıtlar

istanbul istanbul olalı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İstanbul İstanbul Olalı Böyle Kar Yağışı Görmedi!

Resim
Beşiktaş'ta Bir Blogger İstanbul İstanbul Olalı Böyle Kar Görmedi Sevgili dostlar, bu kadar ömrümde ben böyle kar görmedim. Hele deniz kenarındaki bir memlekette böyle bir vakaya hiç rastlamadım. Çocukluğumuzun kar küresi gerçek oldu. Doya doya kar yağışını izledik. Valla ne söyleyeyim benim tuzum kuru. Yemişim işini gücünü! Bizim oralara kurt indi, kurtlarla dans ettim. Metrobüste ayılarla boğuştum! Biliyorsunuz İstanbul Beykent'te oturuyorum. Salı sabahı başlayan kar hiç durmadan devam etti. Beşiktaş'ta yaptığım iş görüşmesinden sonra Beşiktaş'tan Metrobüse kadar yaya gitmek zorunda kaldım. Metrobüs dört saatin ardından Beylikdüzü'ne vardı. Oradan yürü yürü, eve zor attım kendimi. Yazık, kadınlar Metrobüsün o merdivenlerinden inmekte zorlandı, şahsen ben 2 tanesine yardımcı oldum. Yanlış ayakkabı seçmişlerdi o gün için. Az kalsın beni de düşüreceklerdi! Kardan Teoman  Dostlar, İstanbul İstanbul olalı böyle kar görmedi! Kuşlar, köpekler, ked...

İyi bir blog olusturmak için neler yapmalı? İyi bir blog yazısı nasıl yazılır?

Resim
İyi bir blog oluşturmanın İpuçları. Bu postu Beşiktaş'ta otururken bir dostumun: " Abi 8 yıldır blog yazıyorsun hele anlat şu işi nasıl oldu, ne kazandın?" Sorularına  cevap olsun diye yazıyorum. Bu yazıda akıl vermek gibi bir amaç yok. Zaten, bizde de o kadar akıl yok! Yaz yaz yaz tam 8 yıl. "Blog yazmak istiyorum Bolat nerden nasıl başlamalıyım?" Diyen insanlara kendimce tavsiyeler. Blog yazarak para kazanabilir miyim? Bu soruya hem evet, hem hayır olarak cevap verebilirim. Ayrıca başka bir postu bu konuya ayıracağımdan şimdilik kısa bir cevap vermiş olayım. Bloğunun ismini "İstanbul İstanbul Olalı" koymuşsun bu bir şarkı sözü. Evet, ama ben şarkı sözü olduğu için değil, paleotik çağdan günümüze kadar İstanbul'a dair ne varsa anlatmak için öyle bir isimlendirme yaptım. Yani ilk çağdan günümüze İstanbul'u çağrıştırsın diye. Ayrıca o şarkıyı da çok severim, kim sevmez ki! Ah İstanbul İstanbul Olalı... İyi bir blog oluşturmak...

Senin İstanbul’un Bir Yalan Yavrum

Resim
Bloğumda İstanbul’un sağını solunu, enini boyunu, içini dışını, iyisini kötüsünü anlatmaya çalışıyorum. Anlattığım şey benim İstanbul’um. Ama bu sefer Karikatürist Bahadır Baruter’in Atlas Dergisinde yer alan yazısından bir alıntıyı onların hoş görüsüne sığınarak sizlerle paylaşmak istiyorum.  İstanbulluluk Bakın Bahadır Baruter  İstanbul'u  nasıl görüyor:  “Düşmüş, şişmiş, çirkinleşmiş eski bir Yeşilçam aktrisine benziyor İstanbul. Parlak geçmişiyle avunan çoktan sönmüş bir yıldızı veya sefalete yuvarlanmakta olan şuursuz bir mirasyediyi de andırıyor. Üstelik hem aynı anda güngörmüş hem de görgüsüz olmayı becerebilen paspal bir kibri var. Köylülüğün,  ırzına defalarca geçmesine onursuzca boyun eğmiş olan bu hafif meşrep şehrin denizini elinden alsanız, geriye sakil bir yerleşim çöplüğünden başka bir şey kalmaz. Özüne sevgisi, saygısı eksik İstanbul’un. Hormonlu şatafatına, mütevazı küçük şehirlerin kendini bilirliğini yeğ tutarım…” Bir de böyle baka...