16 Temmuz 2018 Pazartesi

Ünlu blog yazarlarına ya da adaylarına tavsiyemdir

Dijital devrimin narsistleştirdiği insan evladı
Bu blog yazısını neden yazdığımı not olarak en altta paylaşıyorum! Blog yazarları olarak çok farklı bir dünyayı yaşıyoruz! Bu bir dijital devrim değil resmen bir evrim geçiriyoruz! Toprağı bol olsun. Pop Art ekolünün en önemli insanlarından biri olan ressam, yönetmen Andy Warhol şöyle demişti "Herkes bir gün 15 dakikalığına ünlü olacaktır." İşte o günleri yaşıyoruz dostlar! Adına apartman dediğimiz iğreti mağaralarından dijital devrimle çıkan insanlar bambaşka bir hali yaşıyor! Hepimiz otoportre "selfie" manyağı olduk!


Bir blog yazarı için selfie neden bu kadar önemli?


Nedir bu selfie ya da otoportrelerin amacı? Övgü almak! Hızla giden trenin tepesine bir selfie uğruna çıkarabileceğiniz bir hayvan bulmak mümkün müdür? Değildir! Ama en kontrollü davranması gereken yerde selfie denen çubuğu taşıyan milyonlarca insan bulabilirsiniz!

Çıplak Avustralya ve Blogger
Dünya sosyalleşmeye çalışırken asosyal olmuş! İnsanlar artık bir yere keyif almak orayı görmek ve keşfetmek için gitmiyorlar! Kendilerinin ön planda olduğu selfie ile başka bir mesaj vermek için gidiyorlar! John was here vaziyetindeyiz! Instagram kullanıcılarının pop olanları kendilerine blogger diyorlar! Insta blogger olarak da adlandılan fenomen olmayı kafayı takmış blog yazarlarının zaman zaman hayatlarını hiçe sayacak kadar kendilerinden geçtiklerini görüyoruz. 



Gülerek ölüme giden narsist blog yazarları, narsist ınstagram fenomenleri


Rusya polisi tarafından hazırlanan selfie uyarısı
Çatışmanın ortasında selfie yaparken bomba ile eriyenler, şeladede selfie uğruna ayağı kayıp boğulanlar, tren gelirken dengesini kaybedip raylarda ezilenler, kale burçlarından aşağıya düşenler, yürüyen merdivenlerden yuvarlananlar, falezleri arkasına alanlar, uçurumdaki kayadan dengesini kaybedip düşenler, çatıya fenomen olmak için çıkanlar, aracının direksiyonunu eliyle değil ayağıyla kontrol edenler, bak ne güzel kayıyorum derken takla atanlar, kıyıya vuran 3 metrelik dalgalarla dalga geçmeye çalışanlar, ölen hastayı bu narsizmine kurban edenler, el bombası ile poz veren askerler, hızla trenin üstüne atlamaya çalışan blogge! Elinizde selfie çektiğiniz telefonlar kadar zekanız olsa bunu yapmazdınız! 

Kendini köpek balıklarına yediren blogger


Fotoğraf Kaynak: Katarina Elle Zarutskie
Katarina Zarutskie adlı bir ınstagram ünlüsü, ünlü blogger, ünlü ınstagrem fenomeni kafasında kurduğu kadraj uğruna Stanil Key adasında köpek balıklarıyla dolu denize gözünü karartıp girdi. Kendisi döne döne poz verirken hart diye kolundan koca bir köpek balığı ısırdı! Ortalık kan revan olunca blogger Katarina Zarutskie'nin blunduğu sahil köpek balıklarıyla dolu bir havuz haline geldi! Allah'tan arkadaşları olayı gördü sadece kolunu kaptırdığı ile kaldı. Umarız bu ünlü bloggera bir hayat dersi olur!

Bir instagram karesi uğruna ne güneşler batıyor!


Bir kare uğruna hayatımızı hiçe saymadan önce biraz düşünmemiz gerekmez mi! Bir gün "Pop" olabilmek hayatınızdan daha mı değerli? Ünlü blogger olmak, ünlü Instagram fenomeni olmak bu kadar mı gözünüzü karartıyor! Bu tip ölümler için şöyle yazılıyor. Sevdiğini yaparken öldü! Sevdiği şey uçuruma çıkmak ise tamam ama durum öyle değil sanırım! 

Düşerken bile elindeki telefonuna sıkı sıkı sarılan insan evladı! Sen nasıl bir evrim geçirdin? Telefonu yerine bileğinin kırılmasını yeğleyen blog yazarı halimiz nice olacak?


Hayatınızı bir fotoğraf karesi uğruna tehlikeye atmayın!


Peki napalım yani blogger bolat? Terzi kendi söküğünü dikemez demişler ama bu öneride bulunmayacağımız anlamına da gelmesin! Gidin bir Evan Blass olup bize teknolojiyi anlatın! Bir serdar Kuzuluoğlu olup bize hayattan ders çıkaracak projeler yaparak para kazanın, dünya halleri'ni anlatın! Ne bileyim bir Semi mutlu eller olup "diy" yapın çoluk çocuk kendi mutlu maceralarınızı anlatın! 

Ama en önemlisi İstanbul'da yaşayan blog yazarı olan veya olmak isteyen arkadaşlara önerimdir kendi şehrinizin kaydını tutun ki ilçelerimizin tarihi, kültürel, coğrafik, biyolojik mirasını tanıtalım. Şehirlerimiz gelecekte bir şeye dönüştüğünde İstanbul'un ilçelerinin geçmişi neymiş internette olsun! Ne imişiz de ne olmuşuz onu görebilelim!

Not: Blog yazısını Edremit Koca Seyit Hava Limanı'ndan İstanbul'a dönerken hava alanı yer hizmetlerinde bir çalışanın uçak altında  yere eğilerek kanada yakın yerde selfie çekmeye çalışması üzerine yazdım. Allah akıl fikir versin! Havacılık kuralları bu kadar sıkı iken dahi buna nasıl cesaret ediyorsunuz!