29 Aralık 2011 Perşembe

Ben, Can Yücel ve İstanbul Memişhaneleri

İstanbul'da uzun süredir bir uygulama var. Geçen Kadıköy'deyim malum havalar soğuk böbrekler çalışıyor. Starbucks'a gideyim böbrekleri rahatlayatım istedim. Aman bir de ne göreyim, kapıda fiş nosu filan istiyor! Yuh dedim bu kadar olur yani!  Bu olay aklıma şu olayı getirdi  "Sevgili Can Yücel, Londra`nın en işlek caddelerinden biri olan Strand` ta büyük bir mağazanın kapısına teşaşür ettiğinde yıl 1960 olsa gerek. 

Can Ağabeyimiz o gece BBC`nin Türkçe servisinde gece nöbetindedir. Akşam herkes çıkıp gittiğinde Can soluğu her zamanki gibi BBC`nin yabancı yayınlar Merkezi olan Bush House`a en yakın Pub`da soluğu alır. Gecenin geç saatlerine kadar Pub`da kalan Can Yücel, hesabı ödeyip dışarı çıktığında, dehşet şekilde çişinin geldiğinin farkına varır ama Pub kapanmıştır. Yeniden Pub`a dönüp hacetini görmesi söz konusu değildir. Bush House`un memişhanesine yetişmek de çok zor. Can uçkuruna sarılır ve Caddenin en güzel yerindeki meşhur dükkanın önüne Çövdürmeye başlar. Birkaç saniye sonra daha oh bile diyememişken bir polis Can`a yaklaşır ve `Will you accompany me to the police station - Benimle karakola kadar refakat eder misin` çeker. Can ne yapsın, uçkurunu toplamış ve özgür toplumda işeme özgürlüğünden filan bahsettiyse de soluğu karakolda almıştır. Karakol komseri Can`ın BBC Türkçe servisinde çalıştığını öğrenince servis patronu Dr. Andrew Mango ararlar ve karakola gelen servis patronu Mango Can`ı serbest bıraktırır. 

Can`ın strand caddesi`ne teşaşürde neredeyse dört yüz yıl geride kaldığı söylenebilir. Zira hiç kuşku yok ki, 1590`larda aynı caddeye çövdürseydi, tutuklanmak şöyle dursun `asaletmeab` diye koltuklanması işten bile olmayacaktı. 1950 diyorum çünkü, İngiliz Sir John Hariston`un, İngiliz sitili water-closet icat tarihi 1596`dır. Max Kemmerich`e göre, `küçük abdest, hatta 19 yüzyılın ortalarına kadar sokaklara edildiği, oturaklar eskisi gibi sokaklara boşaltıldığı için, bunların yaydıkları kokular geçmişi aratmadılar` diyor ve 180`de Paris halkının protestosu üzerine polis oturak kapların sokağa dökülmesini yasak ettiğini` belirtiyor. İşte böyle aslında sevgili Can Yücel feleğini değil yüzyılını şaşırmıştır..."

Fotograf kaynak:  realbollywood.com :"Kendime, İstanbul`a, kadınlara dair" Boyut, Nisan 1997, sayfa 99...

16 yorum:

  1. bilgilendim, eğlendim, teşekkürler

    YanıtlaSil
  2. Geçenlerde istanbulda aynı icraatı eyleyen Liam Neeson biliyormudur sizce bu anektodu? Hani bir intikam falan söz konusuysa diye :)

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Bolat! Yine çook keyifli bir yazı. Eline sağlık... Bu arada ben bir kelime daha öğrenmiş bulunuyorum: çövdürmek. Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük'te de var.

    YanıtlaSil
  4. Ben bahsettiğin blog yazını bulamıyorum sevgili Bolat, Konyalı keçe ustası ile yazmış olduğunu söylediğin?

    YanıtlaSil
  5. Thanks for following my blog.
    Greetings from Spain.

    YanıtlaSil
  6. Dayatılanla Yaşamak, rica ederim :) keyif aldıysan ne mutlu bize :))

    Sis, bence biliyordu, böbrekleri patlatmaktansa bunu yaptı :))ya da intikam aldı

    Ehlikeyf, teşekkür ederim. Evet biz erkeklerin literatüründe böyle bir kelime vardır :))Mehmet Girgiç üstadı anmak için yazmıştım Keçe'nin piridir kendisi.
    http://istanbulistanbulolali.blogspot.com/2011_01_01_archive.html

    Vicen, your welcome :)

    YanıtlaSil
  7. Hoştu!

    Ayrıca yeni yılınızı kutluyorum. Nice güzel yıllara!

    YanıtlaSil
  8. Ay,yazı iyi geldi gece gece:)

    Yorumları da iyi ki okumuşum, bak şu zibidi Leam'ın yaptığına :)

    YanıtlaSil
  9. bak bunu da ilk defa duydum.cövdürmek deniyormus demek..:)

    Istanbul'u senden dinlemek ayri bir keyif..
    senin de keyiflerinin hep artacagi mutlu bir yil olsun

    sevgiler

    YanıtlaSil
  10. Eyüp, teşekkür ederim :) Mutllu yıllar

    Şeytanın ''Yaz'' Dedikleri, hepimiz için güzel bir yıl diliyorum :)

    N.Narda, Mutlu yıllar diliyorum :)

    Melange, teşekkür ederim, çok naziksin, hepimiz için mutlu yıllar diliyorum :)

    YanıtlaSil
  11. Juliana, your wellcome :)

    YanıtlaSil
  12. May 2012 be one that counts for you!Carmen

    YanıtlaSil