15 Haziran 2022 Çarşamba

Theodora Bizans'ın Unutulmaz Kraliçesi

Pezevenklerin düşmanı bir Bizans Kraliçesi

Kahramanlığın cinsiyeti olmaz! Tarihte öyle kadın karakterler vardır ki yaşadıkları döneme damga vurmuşlardır. İşte bunlardan biri de Roma İmparatoriçesi Theodora’dır. Prenses kimi Romalı tarihçiler tarafından gücün, cinselliğin ve ihtirasın simgesi sayılsa da bazı tarihçiler imparatoriçeyi tarihte var olma mücadelesine girişmiş büyük kişilik, muhteşem bir kadın olarak görmektedir. Gelin hikâyeyi okuyalım buna bir de siz karar verin!

Theodora Bizans İmparatoriçesi

Gözlerini dünyaya bir subay çocuğu olarak açan Theodora’nın güzel günleri babasını kaybetmesi ile elinden kayıp gider. Baba evin direğidir derler hey gidi dibi delik dünya üç kız kardeşi ile Theodora yetim kalır. Annesi üç çocukla yaşamakta zorluk çekiyordur. Anne tekrar evlenince üvey baba Theodora’yı para kazanmaya zorlar ve Theodora dansçılık, erotik gösteriler, aktrislik derken  şimdiki At Meydanı'ndaki hipodromda bulur kendini. O zaman Yeşiller Maviler karşılaşmalarında mavileri desteklemektedir.

Gel zaman git zaman güzel Theodora’nın hayatı bir gösterisi sırasında kendisinin dansını izleyen ve zamanla da kendisine âşık olan bir soylu bir subayla kesişir ve onunla evlenir. Bu adam daha sonra Libya’ya vali olarak atanır. Vali güzel Theodora’yı Afrika’nın bir köşesinde ihanetle suçlayıp boşar. Yine sefil bir hayatla yüz yüze gelir. Bu güzel kadın kukumav kuşu gibi düşünmek yerine içsel bir yolculuğa çıkar. Bu uğursuzlukların sebebinin günahkâr bir hayat sürmesinden kaynaklandığına karar verip tövbe eder Allaha yönelir. Libya’dan ayrılıp İskenderiye üzerinden Konstantinapol’e dönen Theodora artık faziletli bir hayatı seçmiş bir “tövbekar” kadındır. Bir toplantıda Theodora’nın alçak gönüllüğünden ve güzelliğinden etkilenen I. Jüstinyen’in yeğeni Justianus ona aşık olur. Trakyalı bir senatör olan adamın “asalet”, “toplumsal sınıf” gibi kavramları takmayan bir yapısı vardır. Şans gülerse ters yüz olur her şey derler ya tam o hesap bu Theodara da prenses adayı olur. Vay sen misin bu sokak kızı ile evlenecek olan devrin aristokratları Theodaraya uyuz olup kaşınmaya başlasalar da sokaklarda dibi yaşamış olan Theodara için o kıskançlık vız gelip tırıs gitmiştir. I. Jüstin yeğeninin evliliğine sıcak baksa da İmparatoriçe Euphemia ortalığı ayağa kaldırmaktadır. Oysa o da köle geçmişi olan biridir ama gel de sen ona anlat!

523 yılında Euphemia “mevta” olunca  Justinianus imparator amcasını ikna eder. Devrin kodamanları geçmişini bildikleri bu kadının elini eteğini nasıl öpecekler böyle bir şey olamazdı ortada “hukuk” denen bir şey vardı. İmparator soylu olmayan biri ile evlenemezdi! Hukuk dediğin dogma değil ki azizim! İmparator da başlarım böyle yasaya deyip yasayı ipine takmadı ve kaldırdı! Mor pelerini giyen Theodora artık yeryüzünün en büyük imparatorluğunun iki numarası olarak protokoldedir. İmparatoriçe Theodora’da afferin iyi ettim imparatorum “asalet kanda değil candadır” diyerek imparatoru kutlar. Şimdi gelsin gerisini aristokratlar düşünsün. Artık hor gördükleri bu kadının elini eteğini öpeceklerdir. Ve nihayet tıpış tıpış el etek öptüler güçse güç, iktidarsa iktidar, muktedirlikse muktedir hepsi Theodara da vücut bulmuştu! Gel de öpme!

Yakın geçmişini unutmayan imparatoriçe sarayı zapturapt altına alınca ilk iş olarak para pul için yoksul kızları istismar eden pezevenkleri sürüm sürüm süründürmekle işe başladı. Genelevleri kapattırdı. Fuhuşa zorlanan yoksul kızlar ve eski fahişeler için bir mabet yaptırarak onların istismar edilmesini engelledi onları geçinme sorunlarını çözdü. O artık yoksul kızların zorda kalan kadınların koruyucu meleğiydi. O artık Doğu Roma’nın yetim kızların fahri anasıydı.

Theodora sarayda mahiyeti ile güzel günler yaşarken Konstantinopolis’te Nika (Zafer) isyanı başladı! Aman Allahım her yer “zafer”, “zafer” diye inliyordu. Yine bir maç sonunda Mavi ile Yeşiller birbirine girmiş olay nasıl oldu ise ekonomik krize, vergi sistemine isyana dönüşmüştü. Yer yerinden oynuyordu İstanbul pardon Konstantinopolis sokakları isyanla yatıp, vandallıkla kalkıyordu! Rivayet o dur ki İmparator pabucu pahalı buldu ve kaçmaya karar verdi bunu sevgili eşi Theodara’ya anlattı ve imparatoriçe ona erkeklik dersi verircesine şunu söyledi:

“Kaç bakalım Jüstinyen kaç! Bak gemilerin seni bekliyor! Çil çil altınlarını da al! Sen gönüllü sürgüne git! Ve güzel ülkeni şu çapuldu sürüne terket! Aferin sana! Bu mudur senin imparatorluğun ve erkekliğin Jüstinyen! Ben hiçbir yere gitmiyorum bu mor pelerinin hakkını verip sarayımı savunacağım!” der.

Ve o sokaklardan gelen o kız şımarık konsülün önüne dişi kaplan edasıyla çıktı. “Üleyn kimi kimin sarayından kime kovuyorsunuz hergeleler” diyerekten bir generalle isyancıların arasına dalar! “Alırım hepinizi ayağımın altına, Mavi-Yeşil demem ağzınıza tükürürüm, hepinizi direklere oturturum” diyerekten isyancılara haykırır. Korkusundan hipodroma kaçan isyanların sonu gelmiştir. Tarihi kaynaklarında 30.000 isyancı fener alayındaki çıra gibi günlerce cayır cayır yakılmıştır! Bu netameli olaylardan sonra İmparatoriçe kendini hayır işlerine adamış, manastırlar, kiliseler yaptırmış. Dul ve yetimlere sahip çıkarak cesaretin kadın, erkek işi olmadığını cümle aleme ispat etmiştir.

Ve bu güzel İmparatoriçe teee zamanının en katı olan sosyal sınıf sistemini tuz buz etmiş ve kariyerde zirve yapıp, milyarlarca erkeğin bir türlü başaramadığını başarmış ve tarih sayfalarına adını yazdırmıştır. Ayasofya’yı ziyaret ederseniz bunları unutmayın! Onu Bizans Prensesi Theodora'yı da hatırlayın!

5 yorum:

  1. Çok iyi bir konu olmuş keyifle okudum. :) Arada benim bloğada uğrayın çay ikram edelim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim bloğunu ziyaret ettim güzel içerikler var, tebrikler :)

      Sil
    2. Teşekkür ederim yeniden başladık işte. Sıfırdan sayfa açıp yavaş yavaş içerikleri eklemeye çalışıyorum :) Hep beklerim arada çaya gelin çay beleş blogda sohbetler koyu oluyor :)

      Sil
  2. Momentos'un podcastinden geldim. Keyifle ve heyecanla okudum :) Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
  3. Konu ve karakter müthiş, anlatım diliyse ayrı efsane! Tebrikler!

    YanıtlaSil