Kayıtlar

Erteleme hastalığı nasıl tedavi edilir?

Resim
Erteleme hastalığı nedir? Öteleme savsaklama ile nasıl başa çıkılır? İstanbul öyle bir şehir ki bir yerden bir yere varabilmek, toplantıya yetişebilmek veya  arkadaşınızla buluşabilmek için kıtaları aşmanız, denizlerden geçmeniz, kurtlardan kaçmanız, ayılarla dalaşmanız, ejderhalarla savaşmanız gerekebilir. Sabah evden çıkan İstanbullunun tek parça eve gelmesi neredeyse büyük bir başarıdır! Hatta bu insan evladı bir kadın ise bunun adı tam adıyla bir mucizedir! Ben böyle pahalı şehir, böyle yorucu şehir, böyle korkutucu ve böyle tutkuyla sevilecek bir şehir de görmedim nerden baksan tutarsızlık! Erteleme hastalığının belirtileri nelerdir? Son zamanlarda çok sevdiğim bu şehirde kafamı toplamakta zorlanıyorum, yetişememe sorunum! Ne demek yetişememek. İşlere yetişememek! Peki ne yapmalıyım? Şehir öyle büyük ki bir yerden bir yere yetişmek hep problem olmuştur. Son yıllarda şehir iyice çileden çıktı çevremizdeki onca yıkım onca savaştan kaçan insanın gelmesiyle İstanbul yine her...

Eşeklerin kökeni etimolojisi ve İstanbul eşekleri

Resim
İstanbul'a kök salmaya gelenler ademler! Eşşek Dergisi - Baha Tevfik (1881-1916) Merzifoni Tütün kokan o izbe kahvelerin, toprak kokan o ıslak sokakların, tezek kokan memleketlerin birçoğunun çocukları İstanbul’u yurt belledi. İstanbul’da kök salmaya geldi fakat dünyanın hiçbir büyük şehri kök salacak yerler değildir. Büyükşehirler insanı köksüz, yurtsuz yapar! Bakın bir etrafınıza ölen onca insanı Samsun’a Aydın’a, Elazığ’a, Edirne’ye, Diyabakır’a Erzurum’a, Malatya’ya, Giresun’a, Trabzon’a, Konya’ya, Sivas’a, Amasya’ya götürüyorlar. İnsanın ölüsünün dahi durmadığı bu büyük şehirlerde dirisinin işi ne! İstanbul madem bizi yersiz, yurtsuz yapıyor, köksüzleştiriyor bu şehirde işimiz ne! Eşeğiz de ondan aziz kardeşim! Evet eşeğiz. Ağır yükleri, zorları seviyoruz. Her gelen İstanbul’u feth etmeye çalışıyor ama Fatih dışında bunu başaran olmadı olmayacak da!  Büyürken eşeklik etmeyin diye bizi kovalayan büyüklerin yerini aldık eşek kadar insanlar olduk! O kadar kitap okuduk o kadar...

İskender lahdi'nin ilginç bir hikayesi vardır

Resim
Alman Çeşmesi'ne karşı İskender Lahdi Takası mı? İstanbul kıymetini bilenler için bir cennettir. Bu şehir dünya kültürel mirasının başkentidir. İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni ziyaret edenler mutlaka hatırlar. Orada çok güzel bir lahit vardır. Lahit kenarları rölyeflerle süslüdür. Bu esere İskender Lahdi denir. Milattan önce 4. yüzyıla ait, Önemli bir Fenike kralı olanı Abdalonymos'a ait olduğu düşünülen kral lahiti, uzun cephesinde Makedonya Kralı Büyük İskender'in Perslerle yaptığı savaşlara ilişkin rölyefler bulunduğu için "İskender Lahdi" denmiştir. İskender lahiti Osman Hamdi Bey tarafından 1887 yılında Lübnan’daki Sayda şehrinde yapılan arkeolojik kazılarda bulunmuştur. Alman bilim insanı ve arkeolog Volkmar von Graeve, İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunan İskender Lahdi üzerindeki kimi kabartmalarda Kral Abdalonymos yaşamı arasında ilişki olduğunu saptamıştır. Kral, lahdin kapağında İskender ile birlikte Pers kıyafet...

Sabuncuoğlu Şerefeddin Amasya Bimarhanesinden Dünyaya Açıldı

Resim
Hekimoğlu Dizindeki Minyatürler Neyi Anlatıyor? Modern tıp alanında yeterince başarımız olmayınca gelin geçmişin gölgesinde ağustos böceği gibi cır cır edip övünelim! Hekimoğlu dizisini izliyorsanız. Delilikle dahilik arasında gidip gelen çatlak doktor Ateş Hekimoğlu’nun odasında çeşitli minyatürler görmektesiniz o minyatürler 1385-1468 yılları arasında Osmanlı döneminde Amasya’da yaşayan ünlü hekim ve cerrah Sabuncuoğlu Şerafettin’e aittir.  Sabuncuoğlu Şerefettin Kimdir? Kendisi Amasya'daki tımarhane! Pardon Bimarhane'de Burhaneddin Ahmed’ten tıp eğitimi aldıktan sonra yine burada 17 yaşında hekimlik yapmaya başlamıştır. Ondört yıl boyunca da Bimarhane'de çalışmalarını sürdürmüştür. Yaptığı çalışmalar sonucunda zamanla adı bütün Anadolu'da duyulmuştur.  Öyle bir hekimdir ki Sabuncuoğlu, mesane taşı ameliyatından sonra kanama olursa ne yapılması gerektiğini ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır.  Ünlü cerrah İstanbul’a giderek Cerrâhiyye-i İlhâniyye adlı eserini Fâtih S...

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Mescidi Neden Yapılamıyor?

Resim
Hepimiz onun ismini biliyoruz! Devrin en kudretli insanıydı! Dürüstlüğü ve cesaretiyle savaş meydanlarındaki gözü karalığı ile "kara"sıfatını kazanmıştı. Kaptan-ı Deryalık yaptığı sırada gemilerinden birinde patlayan fişeklerin üzerine koşarak gemisini ve askerlerini kurtarmaya koşmuş ve yaralanmıştır. Askerini canı pahasına savunmuş, cesaretinden ve devlet adamlığından hiçbir şartta caymamış, çok güçlü bir karakterdir. Ailesinde kendisinden sonra birçok devlet adamının yer alması da bu karakterin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Uğradığı tek ve son başarısızlık Viyana Kuşatmasında aldığı yenilgidir. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın İstanbul Karaköy'de yıkılan mescidi hala yapılamadı. Bırakalım İtalya'dan Riamondo Tomasso D'Aranco Vakfı gelsin yapsın nasıl olsa dedelerinin binasıdır! Merzifonluların, Amasyalıların en büyük ayıbı hala bu mescidin yapılmasını sağlayamamış olmalarıdır.

Kadıköy Timsahları Heykelleri Turcosuchus Okani

Resim
Akademi dünyamızı yerli yersiz eleştirdiğim olmuştur. Çünkü bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak üniversitelerimizin kavram, terim, tez-hipotez-antitez üretmesini isterim. Hatta  kavram ihracatı yapabilsek ne şahane olur derim. Ah gönül neler istemiyor ki Blogger Bolat dediğini duyar gibiyim... Dinozor'a Dinazor demek yanlış mı? Yanlış! Son söyleyeceğimi başta söylüyorum: “Dinozora dinazor demek” ayıptır, günahtır, çarpılırsınız! Evet doğrusu “dinazor” değil “dinozor” şeklidir. Turcosuchus okani nedir?  Şimdi eleştirdiğim akademi dünyasını göklere çıkarma vakti geldi. Hep birlikte yükseliyoruz. Buyrun! Konumuz  Turcosuchus Okani, yani tarih öncesi dönemde yaşamış bir ilkel timsah çeşidi. Peki, nedir bu Turcosuchus okani? Zonguldak'ta bulunan bir ilkel timsah fosilinden yola çıkarak verilen tür ismi. Peki, Türklerle ilgisi ne? Yer Zonguldak, Gelik bölgesi kömürü bulan adam Uzun Mehmet'in memleketi. Turcosus Okani, Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesi'nde doğm...

Seladon seramik tabak suikast önler mi?

Resim
Suikast önleyen seramik tabak Seladon Zaman zaman sevdiğim antika dükkanlarına uğrarım. Maksat muhabbet, olur da sevdiğim seramik parçalar var ise onları da satın alırım. Sizlere de tavsiye ederim yaşanmışlıkları görün fani olduğunuzun en önemli kanıtı bu antika dükkanlarıdır. Çoğu antika eşya insandan çok yaşıyor. İnsandan daha çok kıymet  ve değer görüyor. Bu dükkanlar çok ilginç hikâyelerle doludur. Gelin birisini ben anlatayım size. Geçen bir antika dükkanında otururken gördüğüm seladon kapların hikayesini sizinle paylaşayım istedim. Özellikle doğu kültüründe seladonların zehiri belli ettiği inancı çok yaygındır. Bence bu dedikoyu çıkaranlar bizzat Çinlilerin kendisidir. Bir blog yazarının saçma sapan iddiası deyip geçebilirsiniz, sorun değil! İhracatı artırmanın türlü çeşitli yolları var. Neden blogger bolat efendi, diye soracak olursanız? “O zaman influencer var da Çinliler mi kullanmadı, bloggerlar var da davet mi vermediler; Dijital ajans var da konkura mı çağırmadı...

Alemdağ tarihi meşhur köftehorlar ve mangalcılar!

Resim
Yaz gelince öter kuşlar leylim Yaz denince yiyecek olarak aklıma gelen şeyler: Mısır, karpuz, mangal... Buradan mangal sevdiğim gibi bir sonuç çıkarılmasın. Bu mangaldan denen şeyden İstanbul’a gelince irrite olmaya başladım. Çünkü boşluğu gören mangal yakıyor. Vatan kurtarmada mangalda kül bırakmayanlar cayır cayır vatanın ormanlarının yanmasına neden oluyor. Ne için, iki gram köfte yemek için. Hay boğazınıza dizilsin diyesim var. Ayı yavrusunu severken öldürürmüş derler o hesap! Ormanlar çöp dağlarına dönüyor. Lütfen, şu mangal sefanıza ya bir ara verin ya da çok özen göstererek doğayı kirletmeyin mangal ateşinizi söndürün ki ormanlarımız ve içindeki canları cayır cayır yakmayın!   Mangal ateşini işeyerek söndüren mangalcı insanı! Köftehorlara sesleniyorum! Lütfen mangal yakarken itinalı olun, ateşi piknik dönüşü söndürün, lütfen söndürürken de üstlerine işemeyin kardeşim bu ne iğrençliktir yahu! Köfte ve köftehor kelimesinin kökeni etimolojisi! Bu arada etimol...

İstanbul pandemi, covid19, corona, karantina ve mortgage'li evler!

Resim
Blogger Bolat'ın heder olan 2019'u! İstanbul Pandemisi COVİD19 Korona Virüslü Günler! Uzun zaman oldu blog, yazmamak yazamamak için kendimizce önemli sebeplerimiz vardı! İnsanoğlu her şarta kolay adaptasyon sağlıyor, şükürler olsun biz de öyle yaptık! 2019 yılı geçti gitti. Allah tependen baksın Corona! 2020 yılına bambaşka bir enerji ile başladık, işler şahane derken Corona virüsü vakası patladı. Covid-19'un denen bu illet insanlığı tir tir titretirken bizler de eve kapandık. Yaşlılarımızı ve diğer insanları COVİD-19 denen bu beladan korumak için elimizden geleni yapıyoruz. Evin yıkılsın Koronavirüs COVİD-19! Peki İstanbul’u bir köye dönüştüren bu COVİD-19 ne demek. Etimoloji merakımı bilenler bunu biliyor. Efem COVİD-19 koronanın “CO”su, virüsün “VI”si, İngilizce hastalık kelimesinin disease sözcüğünün “D”sinden ve  2019 yılının  "19" alınarak yeni bir kelime  türetilmiş. İstanbul eve kapandı, blog yazarı olarak bloğumu hatırladım!

Blogger Pucca Hapis Cezası Alırsa!

Resim
Blog yazarının adaletle imtihanı Pucca sosyal medyadaki hesaplarından uyuşturucu madde kullanımını özendirdiği gerekçesiyle hapis cezası aldı. Bu karar içimi kararttı, aklı başında hiç bir insan  "uyuşturucu" maddeyi övemez, övmemeli! Blog yazarı Blogger Pucca övdü mü övmedi mi bilemem! Ama İstanbul'da o kadar uyuşturucu satıcısı, torbacı, uyuşturucu baronu işadamı kisvesi ile elini kolunu sallayıp insanları zehirlerken eski bir blog yazarının bir paylaşımı nedeniyle torbacı gibi hapse atılmak istenmesi vicdanımı sızlatıyor!