Kayıtlar

Dostlarım Arkadaşlarım

Resim
Hoşçakal 2010 Kendi açımdan 2010 yılından çok memnunum. Defne gibi ufkumu açan yeni insanlar tanıdım. Kıbrıslı akrabalarımı tanıdım.    Yusuf abim İstanbul’a tayin oldu. Ali ve İhsan ağabeyle tanışma fırsatım oldu. Her ikisi de dünya tatlısı insanlar. Özgür kendine yeni yapım şirketi kurdu. Aylin çok güzel şeyler yapıyor. Arkadaşım Yaşar, Genel Yayın Yönetmeni oldu.     İhsan içinde yakında çok iyi şeyler olacağına inanıyorum. Kemal abim 2010'un en güzel kazanımlarından biriydi, yaptığı çizimler için kaç kez teşekkür etsem azdır. İlhami desen 2010'un en şanslı veletlerinden biriydi, güzel işler yaptı yapıyor. Seda son derece başarılı devamını dileriz.  Ş irkette arkadaşlarım ve dostlarım mutlu.  Yeğenim Mutlu İzmir’de diziye başladı. Yeni sanat insanlarıyla tanıştım, umarım 2011 yılında bu güzel karşılaşma devam eder. Canım İstanbul 2010’da etkinlik yorgunu oldu. Son olarak Kadim dostum Bahri sağlığına kavuştu. Kitaplar okudum, toplum için çalıştı...

Fikirsizlik Tepesi

Resim
Yenikapı metro inşaatında deviz seviyesinin altında yerleşimler bulununca hep birlikte acayip heyecanladık. Vaaay yeni bir  medeniyet bulundu diye. Halbuki bu medeniyet zaten bulunmuş adı da konulmuştu bulunan medeniyetin adına”Fikirtepe Kültürü” diyoruz. Marmara Denizi çevresinde tarih öncesi ile ilgili ilk kazılar, 1952-1954 yılları arasında Kurt Bittel ve Halet Çambel tarafından tarafından yapılmıştı. Sanırım sonradan Çatalhöyük'te kazılar yapan James Mellart da burada kazılar yaptı Pendik civarında. Fikirtepe kültürü Eskişehirden Trakya’ya uzanan önemli bir medeniyetti. Ne yazık ki yeterli kaynak olmadığından daha detaylı çalışmalar yapılamadı. Bizde İstanbul’un tarihini Constantin ile başlattık. Hâlbuki Fikiretepe M.Ö 6.000 yıllarına işaret eder. Neden Fikirtepe Kültürü dendi? Çünkü istanbul ve çevresinde Neolitik çağda yaşayan insanların yaşam tarzlarına başka ad veremediğimizden kökenleri hakkında yeterli bilgiye sahip olunamadığı için, yerleşme alanı ve topluluğun kültür...

Onlar da İstanbullu

Resim
iKEDİ Kediler, salonumuzun haytalarıdır, evlerimizin tadını bizden çok çıkarırlar. Kıskanırım onları, koltuklara öylece yayılırlar, pencere önünden mahalleyi keserler. Canları isteyence sırnaşırlar,   kalorifer dibinde şekerleme yaparlar, sehpa altında pantolonumuzun paçasıyla oynarlar.   Çocukluğum kedili evlerde geçmesine rağmen İstanbul’da bir kedim olmadı. Belki bir karar verip 2011’de evime kedi alırım diye düşünüyorum. Bilmem rast geldiniz mi. İstanbul'da harika bir çağdaş sanat çalışması vardı “iKEDİ” adı altında. Mottoları çok sağlamdı “Biz de İstanbulluyuz” İstanbul’u dolaştı kediler.   Proje bize İstanbul’un sokaklarını, havasını ve suyunu paylaştığımız hayvanlarla uyumlu bir yaşam ve hayvanların varolma haklarıyla ilgili güzel bir çalışmaydı, proje tasarımcısı ve ünlü kuklacı Roger Titley, Sanat Yönetmeni Airan Berg ve proje yöneticisi Selin Maner başta olmak üzere tüm emeği geçenleri kutluyorum. Abstract Cats are pretty animals. We sahe our hous...

İstanbul'dan İzmir'e

Resim
Cuma günü sabah Atatürk Havalimanında saat 08:00 İzmir uçağı için beklemedeyiz. Sıcak çikolata ile ayılmaya çalışıyorum, neyse ki başarıyorum cin gibiyim. Aydan'a teşekkürlerimle. Yalnız bir korkum var. Tecrübemle sabit son 3 aydır THY uçakları rötar yapıyor diye düşünüyorum. Düşündüğüm oluyor. Filo büyüdü ondan mı, başka sebeplerden mi bilemiyorum. Tam zamanında uçağa alınmamıza rağmen gene pist başında 25 dakika rötar. Sıradaki 12. uçak olarak uçuyoruz. İzmir'e kıyaslama çalışması için gidiyoruz. İstanbul ile İzmir arasında dağlar kadar fark var. Bir kere İstanbul'da iş hayatı daha vahşi. Çalışma koşulları zor. Kıyaslama yaptığımız ambalaj firması son derece güzel bir yer. Çalışanların yüzlerindeki gülümsemeden bunu anlayabiliyorsunuz. Yemeklerini Sofra şirketinden temin ediyorlar, yazları bahçede mangal yapıyorlar. İzmir şehir gibi şehir iste. Ben geldim bizim Mutlu orada diziye başladı. Anlaşılan İzmir'e 2011'de daha sık uğrayacağız.

Takmış Takıştırmış

Resim
Anadolu'nun Takı Mirası İnsanoğlu karanlık dönemlerde başladı bu takma takıştırma işine. Neolitik Çağ’da obsidyenleri süs eşyası olarak kullanmaya başladılar ve o takılar gelişerek binlerce yıl öncesinden bugüne kadar bizlere ulaştı. Herkes farklı amaçlarla kullansa da genelde insanlar daha güzel görünmek amacıyla takı kullandılar. Büyü’den korunma, bereket, inanç, gösteriş ve asaletin gösterilmesi de başlıca takı kullanma sebebiydi. Müzelerimizde gördüğümüz takılara her uygarlık kendi damgasını vurmuştur. Kemerler, tokalar, bilezikler, küpeler, muskalar üretilmiş.  Aslanın pençesi, kaplanın postu, kartalın tüyü, yılanın dişi derken şehirlileşmiş insanlık, bu sefer de çanaklar çömlekler, vazolar, taştan heykeller yapmış ve altından, yakuttan zümrütten takılar yapmaya devam etmişler. Asurluların yüzükleri, mühürleri, Hititlerin altın takıları, Urartuların, kehribarları tanrı kabartmaları, aslanları, Frig fibulaları Türkiye Cumhuriyetine kalmış önemli takı miraslarımızdır....

İnsan Müzesi Öneriyorum

Resim
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde okula başladığım ilk yıl beyaz önlük giymiş   asistanları görünce, noluyor DTCF’de tıbbi bir bilim mi var da benim haberim yok diye şaşırmıştım. Bu bölümün aslında Paleoantropoloji olduğunu sonradan öğrenecektim. Ülkemizde tarih öncesi çağlardan beri Anadolu'da ele geçen eski insan kalıntılarıyla neden   bir "insan müzesi" kurulmuyor. Belki Hollanda’daki Corpus müzesi gibi bir alan eklenerek insanların önce kendilerini tanımaları sağlanabilir. Bugünlerde İstanbul'daki Meclisi Mebusan Caddesi Antrepo No:3 devam eden Body World'e insanların nasıl hayran kaldığını duyuyorum. İnsan Müzesine gelinceye kadar kurulması gereken o kadar çok müze var ki ama gene de bunun da bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Atatürk'ün teşvikleriyle açılan Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi ve Hacettepe Universitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü'nde çok güzel korunmuş koleksiyonlar bulunmaktadır. Amasya Mumya Müzesi'nde İlhanlılardan kal...

Şu İneğin Yaptığına Bak

Resim
Bosphorous Efsaneye göre, zampara Zeus kıskanç karısı Hera tarafından yakalanacağını anlayınca Argos kralının güzeller güzeli kızı Io’yu hemen   inek şekline sokar. Amacı Hera’nın gazabından kurtulmaktır. Hera bu kül yutar mı? D urumu  farkeder farketmez İnek şeklinde Zeus’un yanında duran duran genç kıza bir atsineği musallat eder.  Zavallı Io sinek arkasında, günlerce kaçar durur. Sonunda İstanbul Boğazı’nın önlerinde bir yere gelir. Atsineği hala peşindedir. Ondan kurtulabilmek  can havliyle kendini suya atar ve yüzerek karşı kıyı kuzguncuk'a çıkar. İşte bu olaydan sonra bu su yolunun adı “inek geçidi” anlamına gelen “Bohus Phorus” kelimelerinden kaynaklanarak “Bosphorus” olmuştur.

Özlenen Kitaplık

Resim
Atatürk Kitaplığı Uzun zamandır kütüphaneye gitmedim. Hâlbuki Atatürk Kitaplığı’na son iki yıla kadar düzenli olarak uğrardım. Orada çok sevdiğim bir kütüphaneci ağabey öldüğünde kütüphaneden ayağım kesildi. Bir süre sonra bina bakım onarım için kapatıldı. Kütüphane Sedat Hakkı Elde m’in sevdiğim yapılarından bir tanesidir. Arazi ve bina masrafları Koç ailesi ya da Koç Vakfı tarafından hediye edilmiş. İBB Kütüphane Müzeler Müdürlüğü’ne bağlı olarak halka ve özel araştırmacılara hizmet veren Atatürk Kitaplığı, Cumhuriyet döneminin ilk kütüphanelerindendir. Kütüphane aslında ilk olarak Şişli’deki Atatürk Evi’nde kurulmuş sonra derme büyüyünce Beyazıt Medresesi’ne taşınmış bir süre sonra orası da yetmeyince bugünkü yeri olan Taksim Mete Caddesi’nde yapılan halen faaliyetini sürdürdüğü yeni binasına 1981 yılında taşınmış. Kütüphanenin dermesi kurucuları olan Osman Ergin, Muallim Cevdet, Haşim İşcan ve Muhsin Ertuğrul’un özel koleksiyonlarıyla zenginleşmiştir.  Bence İstanbul’daki en ...

İstanbul Balıkçılığı, Balık Halleri ve Balıkçılar

Resim
İstanbul Boğazı'nın Balığı Babanın Malı Mı? Milliyet Gazetesi'ndeki habere göre   Çanakkaleli bir balıkçı yaklaşık 15 ton sardalye balığı avladı. "Bu yıl Çanakkale Boğazı'nda balık bereketi yaşanıyor. Sardalyenin dışında, çinekop, istavrit ve kolyoz balığını da bolca avlıyoruz” dedi. Çöpe dökeceğin balığı neden avlıyorsun? Bereket mi? Bu nasıl bereket? Çanakkale Boğazı'nda bunlar olurken İstanbul Boğazı farklı değil. Bu balıklar havadan karadenize ulaşamayacağına göre can pazarı var demektir. İstanbul Balık Halleri ve Balıkçı Filosu Denetlenmeli Bu ülkede Tarım Bakanlığı var mı? Var! Bu ülkede Deniz Ticaret Odası var mı? Var. Bu ülkede Sahil Güvenlik Komutanlığı var mı? Var? Bu ülkede Balıkçılık Enstitüleri var mı? Var! Bu ülkede Su Ürünleri Enstitüleri var mı? Var! Akademisyenlerimiz var mı? Var! Belediyeler var mı? İstanbul'un biyolojik mirası ve balıkçılık Gerçekten bu kurumlar var mı acaba? Gerçek...

Hafta Sonu Önerisi

Resim
Başımızın Tacısın Koca Sinan Avrupa’nın kaderini şekillendiren dört büyük hükümdar vardır bunlar   I. Françoise-Fransa, VIII. Henry-Britanya, V. Charles-İspanya ve Kanuni Sultan Süleyman-Osmanlı Devleti. Türk devleti Kanuni döneminde o kadar büyüdü ki bir yanı Cezayir’de, diğer yanı Azerbaycan’da, Budapeşte’den Bağırsan Aden’den ses gelir. Aynı devirlerde Avrupa’da Leonardo, Michelangelo, Palladio, Raphael Avrupa mimarisinde Rönesans rüzgârı estiriyordu. Ancak Rönesans döneminde dahi hiçbir mimar Kanuni'nin mimarbaşısı Koca Sinan’ın yarısı kadar eser yapamadı. Peki, yapamadı da ne oldu, Mimar Sinan'ın kıymeti mi bilindi. Hayır! Süleymaniye’yi görmeden Roma’yı gördük, Hattuşa’dan önce Mısır’a gittik sizce de burada bir yanlışlık yok mu? 1997 yılıydı Süleymaniye’ye gittik. Ben saf insan kendi kendime " bu güzel eser’in içine ayakkabılık doluşturarak mahvetmişler" diyerekten ayakkabılarımı en arkadaki ayakkabılığa koydum. O güzelim Pierre Cardin ayakkabılarımı dönüşte b...