Kayıtlar

Aldım sazı elime!

Resim
Dayatmalarda Kayboluş  mimlemiş buna karşı aldık sazı elimize! Sevdiğiniz kişiye sevginizi mani ile ifade ediniz! Blog dedim bedava, ö lçer beni alexa, y eni bir post yazdım, o kur musun   Hayal Kahvem   be ya! Sizi sinir eden  bir olayı ya da kişiyi mani ile ifade ediniz! Buraya mani yumurtlayamadım.  Eşşeği saldım çayıra, o tlaya karnın doyura, g ördüğü düşü hayıra yoranında….diyorum! Yazmayı istediğim konu “adalet” Adalet adalet didin, k afamın etini yidin, n erde dedim bilemedin. Sizin için olmazsa olmaz bir eşya “çantam.”  Çantada ne taşıdığımı soran mesai arkadaşlarıma ithaf ediyorum bu maniyi. Şu çantada nen var!  Bir sen yoksun be hıyar!  Çanta benim için hayat kurtarıcı aksesuar! İstediğim konu, elbette “İstanbul”  Ümit Yaşar Oğuzcan şiiriyle: Evin içinde bir oda, odada İstanbul Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul Çocuk bir...

Kale seni kiraya vereyim mi? Ver baba ver!

Resim
İstanbul’un bir ucunda Garipçe Köyü vardır. Eğer şehir canınızı sıkarsa atlayın arabanıza ya da arabanız yoksa Sarıyer’e gelip Belediye otobüsüyle Garipçe Köyü'ne gedin. Sarıyer tepelerine geldiğinizde bünyeniz huzur bulmaya başlayacak, gözünüz yeşile doyacak köye geldiğinizde “Aferin be Bolat” iyi ki postu yazmışsın deyip kulaklarımı çınlatacaksınız. Deniz orada, yeşil orada, köy orada, yerellik orada, tarih orada! Ceneviz Kalesi bakımsızlıktan bitmek üzere! Estambul'da g udubet apartmanlarla, milletin 1800'lü yıllarda dikmeye başladığı gökdelenlerle, 2012 yılında övünen bizler için, şehircilik,  kültürel  miras kavramları biraz uzak! Ben Garipçe’de şunu  hissettim , bu köyde insanın ömrü uzar. " Garipçe köyünün adı da bir garip  Bolat! Senden kelimelerin öyküsünü dinlemeye alıştık, de hele neden Garipçe’ymiş köyün adı. "   Altına hücum devrinde taşı toprağı altındır diye İstanbul’a gelen Karadenizli garibanlar şehre gelip gerçeği gördüğünde “uşa...

Ebabil bir kuştur!

Resim
Yazın Müjdecileri Ebabiller Geldi Nisan ayının müjdecileri , keskin çığlıklarıyla İstanbul’a geldiler . Onlar ki havada uyur, havada çiftleşir, havada beslenirler, çok nadiren yere inerler, uçan böcüklerin düşmanı , göklerin hakimleri çelik kanatlı Apus Apus’lardır. Ne pus ne pus? Apus Apus: Latince ayaksız demektir.   Biz Türkler ona çobanaldatan, yelyutan, güngüç, çomarlık, durulu, keçisağan adlarını vermişiz ama en afilli adı "ebabil" Arapça kökenlidir, kelimenin anlamı sürü, bölük demektir . Kırlangıca benzer bu kuş hatırladınız değil mi? Kırlangıçtan biraz tombulca kanatları elips şeklindedir. Ayakları çok kısa olduğu için yerde yürümesi çok zordur çünkü gövdesini taşımak için yeterli değildir Tanrı onu hep uçsun diye yaratmıştır.   Fil Suresinde Adı Geçen Kuş Hız onda, manevra onda, aero dinamik onda, çok parçalı çelik gibi 180 derece açılabilen çeneler onda, olağanüstü kamuflaj onda, Skorsky, Kobra helikopterleri halt etmiş  havada aslı kalmak o...

Neden yorgunsun Herakles!

Resim
Kültür Bakanlığı uzun zamandır Anadolu’dan kaçırılan eserlerin peşinde. Herkül(Herakles) heykeli  Boston'dan  alınıp ülkemize getirildi. Hatta başbakan bizzat bu taşıma için kendi uçağının kullanılmasını istemiş. Koskoca Herkül bu, kargo ile gelecek değil ya!  Peki neden yorgundur Herkül?  Çünkü kendisi feleğin çemberinden geçmiştir. Altın Post'u aramak üzere İstanbul Boğazından geçip Giresun Adasına kadar define arayan maceraperest kişiliğe sahiptir. Bir ara kafayı kırıp karısını ve çocuklarını öldürmüştür! Miken kralı günahlarından arınabilmesi için Herakles'e  12 görev vermiştir.   Şimdi bu görevleri bilen varsa devamını okumasın.  Biliyorum ama yine de pekiştirelim Bolat diyenlerle devam ediyoruz: 1)  Nemea aslanı öldür! Çok zalimsin hacı ! 2) Haydria yılanını öldür! Hayde bre yazık değil mi hayvana! İki de bir öldür öldür nereye kadar! 3) Artemis’in altın boynuzlu geyiğini yakala! Altının onsu çok para bozdur bozdur ye, yastık altı yap ...

Bir garip kütüphane!

Resim
Geçen Estambul’u ziyarete gelen yabancı bir arkadaşım sordu. Şehrin en iyi modern sanat müzeleri hangileri? Bana göre, İstanbul Modern, Santral İstanbul, Proje 4EL ve SALT, bir elin dört parmağı. Özellikle Santral İstanbul çok farklı Osmanlı döneminde elektrik santrali iken  Doğuş, Ciner  ve Kale gibi grupların desteğiyle devasa bir sanat merkezi haline geldi. Bilgi Üniversitesine sanat kompleksi olarak tahsis edildi. Kompleks  118.000 metrekare  yani 118 dönüm.  Gitmeyenler bu bahar mutlaka Santral İstanbul’u ziyaret etmeli. Manzaranın seyrine doyum olmuyor!  Ben İstanbul 1910-2010 adlı sergiye gitmiş ve sergiyi çok beğenmiştim. Hay Allah neden AVM dikmediler oraya da! Hem eğitim merkezi, hem sanat merkezi kazan dairesi ise Kütüphane. Bu hafta kütüphaneler haftası bunu biliyor musunuz? Neredeyse kütüphaneleri hayatımızdan sildik. O yüzden internet hep copy-paste yazılarla doldu taştı! Asıl derya kütüphanelerde!

Adımız miskindir bizim

Resim
Geçen hafta bloğumu ihmal ettiğimin farkındayım . Cumartesi günü inanılmaz bir şekilde yoğundum hafta başı da böyle olunca abondone oldum. Bolat, peki pazara ne diyeceksin? Mmm, burada atalarımdan kalan rehavet kültürüne   sığınarak "tüm gün evde siesta yaptımdı" cevabını veriyorum. Malumunuz  36 paralelde bu işler çoğu ülkede böyle bizde neden olmasın!  Miskinliğime verin lütfen.  Miskinlik dedim de bakın aklıma ne geldi, II. Meşrutiyet yıllarında miskinlik İstanbul’da almış yürümüş,  devlet buna tedbir olarak 1909 yılında kanun çalışması yapmış. Kanundan sonra zaptiyeler İstanbul’u miskin ve hayırsızlardan arındırmaya and içmişler. Yakaladıklarını ya İstanbul’dan sürgün ediyorlar ya da temizlik işlerinde çalıştırıyorlar mesela Arapkirli Rıza boş gezmekten alıkonulup Selaniğe, Keyifçi Hüseyin Yenicami avlusunda uyurken yakalanıp ayak işlerinde çalıştırılmış. Bir de Miskinler Tekkesi var biliyorsunuz Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’nın ortasındadır. Burada...

İstanbulensis çiçeği

Resim
Yıl 1982 İstanbul’a botanikçi bir İngiliz gelir, adı Brian Mathew . İstanbul’un bu yakası o yakası derken yolu Aydos Ormanlarına düşer. Gezeyim göreyim şu İstanbul ormanlarında ne var ne yok derken  Aydos ormanlarında yeni bir çiğdem çeşidi keşfeder ve yazdığı bir makale ile bunu dünyaya duyurur. Bizim botanikçiler o sırada el ense, maaştan şikâyet etmektedir, hakkının yenildiğini düşünüp darlanmaktadırlar kim bilir! Mathew keşfettiği bu çiçeğe “İstanbulensis”  adını verir. Bir gün Tuzla’ya doğru giderseniz yol kenarında İstanbulensis heykellerini görürsünüz. Estambul Sultanbeyli Belediyesi bu çiçeği sahiplenmiş logo olarak kullanmış ve İstanbulensis adına bir festival organize etmiştir. İstanbulensis endemik biyolojik mirasımızdır. Tarihi bir not düşerek bu postu bitireyim. Çiğdem bu topraklarda çok önemli bir çiçektir. Hititlerin önemli bayramlarından biri bu çiçeğe adanmıştır.

Sen Tükettikçe Dünya Susuyor

Resim
1 fincan çay için   35? 1 Bardak kahve 140? 1 Bardak şarap 120? 1 Bardak bira  75? 1 Bardak portakal suyu 170?  Aaaaa bu herif şarküteri mi açtı bu ne çılgın fiyat anlayışı! 1 Domates 13?  1 Elma 70 ?  1 Yumurta 135? 1 Bardak süt 200?  1 Portakal 50?  1 Patates 25?  1 Paket cips 185?    Ne yani şimdi bu  nedir bu soru işareti, böyle bir gizem, bir şeyler?  1 Hamburger 2400?  1 Adet biftek 7000?   Nedir bu Allasen!  Şimdi soru işaretlerinin yerine litre koy , lütfen!  Evet, Türkiye Çevre KorumaKurumu   ve Birleşmiş Milletler FAO Örgütü  der ki: “ Sen Tükettikçe Dünya Susuyor.”  Aman diyeyim su ve gıda israfına dikkat. Bu da bizden size KAMU spotu olsun, hoş görün lütfen! Bu İstanbul'un içme suyu  ihtiyacı  için neredeyse tüm akarsulara baraj yaptık ve Istancaları kuruttuk.

Çekip gitmek buralardan!

Resim
Şehir üstüme üstüme geldi , sakin ol dedim kendime! Hakikaten bir süre sonra sakinleştim. Üzüldüğüm, darlandığım şey nedir, onu sordum kendime? Bunu büyütmemem gerektiğine kendimi inandırdım. Bütün bunları öğrenmek için Hindistan’a gitmedim ama bir arkadaşım gidiyor. Bütün kariyeri, çocukları, kocayı arkada bırak ve git! Cesur karar. Demek ki bazen insanın canına tak diyor her şey.  Arkadaşım, gideceği şehri söyledi, internetten baktım, manzara şiir yazdırcak kadar güzel. Yoga kursu bir dağın eteğinde. Kıskanmadım desem yalan olur. Cesur kararı için kutluyorum. Sevgili arkadaşım bu postu okuyacağını biliyorum. Bir gün bizim için şunu yap, yazın göbeğinde ağacın altına otur , sırtını ağaca ver, eline bir kuru dal parçası alarak bir yön tayin et . İstanbul buyana düşer diyerek bizi hatırla Banu . Satacak bir Ferrarin yoktu ama maaşından damla damla biriktirdiğin paralarla neticede amacına ulaşacaksın, darısı hayallerini gerçekleştirmek isteyenlerin başına.  O kahverengi  ...

Selam sana Selim Sesler!

Selam önemlidir. Bir şekilde her gün selamlaşıyoruz. Selamlaşmak zorundayız,  Apartmandaki komşuya, sokağımızı süpüren çöpçüye, bizim için çalışan çırağa, karşımızdaki ofis arkadaşına selam vermek zorundayız.  Çünkü selam bizi her türlü bela, afetten ve kötülükten kurtaran sihirli bir kelimedir, pozitif enerjinin membaıdır . Allahın isimlerinden biridir! Selam Arapça kökenli bir kelimedir ve selam dediğimizde aslında muhatabımıza her türlü bela, uğursuzluk, kaza senden uzak olsun! Şeklinde bir iyi dilekte bulunmuş oluruz.  Buradan bu vesile ile Selim Sesler üstada geçmiş olsun diyelim!  İnandığımız dinde ona dualar edelim, hiç olmazsa iyi dileklerde bulunalım. Kendisi kalp yetmezliğinden İstanbul'da yapay kalp nakli oldu. Güzel günlerini görmek isteriz Selim Ağabey. Buradan size bir selam çakıyorum. Seni dinlemek çok güzeldi. Yaratan çift verseydi de kalbimizin  birini sana verseydik! Ömrün uzun, nefesin bol olsun!   Müsadenle şimdi Chicago World Müzi...