Kayıtlar

"Seni Yeneceğim İstanbul" yerine "Seni seveceğim İstanbul"

Resim
İstanbullulaşmalı mı İstanbullulaşmamalı mı! İstanbul'da en sevmediğim şey  primitif  milliyetçilik!  Yani, hemşerim memleket nire? Abi sana ne! Hepimiz aynı Havvanın çocuklarıyız, İstanbul'da yaşıyorsak hepimiz İstanbulluyuz! Ama gel gör ki bu soruya hep muhatap kalıyoruz.  - Evlenmişsin Bolat   Evet - Yenge nereli! İstanbullu - Haa! Asıl memleketi nere? Arkadaş! Ne desen boş! Memleketi nire? Israr da ısrar! Ananesi 95 yaşında vefat etti ve anane Dame de Sion'dan mezun olmuş! İstanbullu olmak için yetmez mi! Bizimki daha hala aynı kafada "abi vardır bir memleketi" deyip duruyor!  Bu kadar mı meraklı milletiz!  Açıklıyorum, eş dost, akraba, hısım: Yarısı tatar soyu, kuzeyli, yarısı güneyli kıbrıslı, Kıbrısta ise kimi Çerkez asıllıyız diyor kimisi Karaman Türklerinden olduğunu iddia ediyor, durum orada da net değil! Annesi asker çocuğu Diyarbakır'da doğmuş, ananesinin babası Erzincanlı...uzar gider bu soy sop meselesi....

Gelir Gruplarına Göre İstanbul İnsan Tipolojisi Araştırması

Resim
İstanbullunun gelirle imtihanı   İstanbul sürekli göç alarak büyüyor. İstanbul'da her insan tipolojisini bulmak mümkün. Bu blog yazımda da kazançlarına göre İstanbul metropolünün insan kümelerini yazayım istedim.  Asgari Ücretle Yaşayan İstanbullu, Yoksulluk Sınırında Yaşayan istanbullu   İstanbul'da insanların %50'i dramatik hayatlar yaşıyor, günü birlik borç içinde karın tokluğuna bir yaşam. Kimler böyle yaşıyor? Aylık kazançları olmayanlar veya  950 TL-1800 TL arasında aylık ücret alanlar. Sosyal güvencesi olmadan yaşayanlar, asgari ücretle çalışanlar, işsizler de bu grubu dahil. Gelecek nesile feda edilmiş hayatlardan oluşuyor. Okullar tatil oldu mu baba ocağından daha iyi tatil olmaz onlar için. Sonra dönerken bulgurdu, yapraktı, fasulyeydi, fındıktı, turşuydu, salçaydı yüklenir gelirler İstanbul'a yoksa İstanbul'da aç kalmak elde değil. Kıt kanaat ekmek peşinde bir emek hayatı. Şehrin en ağır yükünü çeken onlar. Şehrin enerjisini oluşturan onlar...

İstanbul'un Sembolleri ve Geçmişin Alameti

Resim
İstanbul'un Sembolleri Semboller ve hikayeler  önemlidir. Yeni keşfettiğim bir sembolü sizinle paylaşmak istedim. İstanbul'un fethi sırasında İdris Pehlivan tarafından kullanılan gürz, bugün İstanbul'un fethinin sembol eserlerinden biri olarak görülüyor. Ayrıca bu savaş aleti Osmanlı ordusunun alameti farikası olarak Silivrikapı'da tam 560 yıldır İstanbul halkını selamlıyor.  İstanbul'u keşfetmek şehrin tarihi sokaklarında dolaşmak kadar keyifli bir şey yok! Bir de yanınızda kafa dengi bir arkadaşınız ya da muhabbeti çekilen bir dost varsa değmeyin keyfinize. İstanbul kazan siz kepçe dolaşın durun. Silivrikapı Rizeli Baltacı İdris Pehlivan Gürzü İşte, Yeni keşfettiğim Silivrikapı'da bulunan Saray baltacılarından Rizeli İdris Pehlivan'a ait olduğu belirtilen bu gürzü çok sevdim. Bu gürzü savaş aleti olduğu için ya da bir gücü temsil ettiği için değil, tarihi bir değeri bugünlere kadar taşıdığı için sevdim. Silivri kapıda bulunan bu gürz için bi...

İyi bir blog olusturmak için neler yapmalı? İyi bir blog yazısı nasıl yazılır?

Resim
İyi bir blog oluşturmanın İpuçları. Bu postu Beşiktaş'ta otururken bir dostumun: " Abi 8 yıldır blog yazıyorsun hele anlat şu işi nasıl oldu, ne kazandın?" Sorularına  cevap olsun diye yazıyorum. Bu yazıda akıl vermek gibi bir amaç yok. Zaten, bizde de o kadar akıl yok! Yaz yaz yaz tam 8 yıl. "Blog yazmak istiyorum Bolat nerden nasıl başlamalıyım?" Diyen insanlara kendimce tavsiyeler. Blog yazarak para kazanabilir miyim? Bu soruya hem evet, hem hayır olarak cevap verebilirim. Ayrıca başka bir postu bu konuya ayıracağımdan şimdilik kısa bir cevap vermiş olayım. Bloğunun ismini "İstanbul İstanbul Olalı" koymuşsun bu bir şarkı sözü. Evet, ama ben şarkı sözü olduğu için değil, paleotik çağdan günümüze kadar İstanbul'a dair ne varsa anlatmak için öyle bir isimlendirme yaptım. Yani ilk çağdan günümüze İstanbul'u çağrıştırsın diye. Ayrıca o şarkıyı da çok severim, kim sevmez ki! Ah İstanbul İstanbul Olalı... İyi bir blog oluşturmak...

İstanbul, Dövme ve Piercing ve Blogger'lar

Resim
Üniversite yıllarında saçları uzattık, hippi gibi yaşadığımızda oldu, kavga gürültüye karıştığımızda. Şimdi yalnızca kavgalar için pişmanım. Kabaca bir dürtü ve nahoş durumlarmış şimdi kendimi ayıplıyorum. İstanbul Özgürlükler Şehridir İstanbul, özgürlükler şehri. Ne olursa olsun her metropol kadar özgür. Mahalle baskısı yok demek istemiyorum o ayrı. Çoğu zaman piercingli, dövmeli çocukları ve erişkinleri görüyorum. Büyüklü küçüklü dövmelerin çoğu havalıca duruyor, sahiplerine yakışıyor. Özellikle ebabil ve kırlangıçlar çok güzel.  Bence biraz meydan okuma gibi bir alt metni de var dövmelerin. Dövme kelimesinin anlamı nedir? Dövme Kelimesi Türkçe, isimlendirmeyi zamanında yapınca nasıl tuttuğunun en önemli göstergesi. Yoksa "tatu" şeklinde dilimize yapışıverirdi. Dövme, Vucüt derisi üzerine iğne b. sivri bir araçla çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak suretiyle resim yapmak olarak tarif ediliyor. İstanbul dövme festivali Türkiye'de dövme fuarı ...

Ali Sami Yen Stadını ve Likör Fabrikasını Yeşil Alan Yapmak Varken! Gökdelen Yapan Yüce Zihinler!

Resim
Bu yazı tarafımca 17 Nisan 2013 tarihinde yazılmıştır. Ben demiştim demek istemiyorum ama meramımızı anlatmak açısından blog okuyucularının dikkatine sunuyorum.  Dedik ki bir İstanbul sever olarak, "İstanbul denen güzelin ırzına geçilmiş! Aman yapmayın etmeyin devam etmeyin şu yapılaşmaya! Zaten binalar tepemize tepemize geliyor." Sen kimsin ki! Kıytırıktan bir bloggersın! Yüce düşünce karar vermiş. Tekel Likör Fabrikasını yıkın, Ali Samiyen stadını da içine katın, oradaki gudubet otoparka dokunmayın. Otaya çıkan boşluğu vatandaş için yeşil alan yapacağınıza!  Müteahhite  verin yeni binalar yapsın! İnşaat memleket meselesi! Mottomuz olsun! İnşaat devam etti, medya canavarları o binaların reklamını çatır çatır satın aldı yayınladı! Ve 10 İşçi hayatını kaybetti. Herkes timsah gözyaşı döküyor! Medya şirketleri Torunlar GYO basın açıklaması yapana kadar şirketin adını yazamadı. Yazmak istemedi, neden? Reklamlar gidecek abi! Olan 10 gariban işçiye oldu! Dibi del...

Rüzgar Gülleri, Anke Atamer ve Bozcaada

Resim
İstanbul'dan Bozcaada'ya Bir televizyon programı için İstanbul Hadımköy'den başlayıp Bozcaada'ya kadar rüzgar tribünlerini çekiyoruz. Sabahın erken saatleri Hadımköy'den başlıyoruz. Metruk bir binanın bahçesinden güzel bir açı bulup rüzgar güllerini çekiyoruz. Mis gibi Çanakkale havası Ver elini Çanakkale. Çanakkale güzel memleket. İstanbul'a olan uzaklığı da kararında ne çok uzak ne çok yakın. Bence Türkiye'nin yaşanılası şehirlerinin başında geliyor. Miss gibi temiz hava. Ama Çanakkale Belediyesi'ne şunu belirtmeliyim: Çanakkale'de Yemek fiyatları İstanbul'dan daha pahalı. Anlamakta zorluk çekiyorum. İlla bir memlekete turist geliyor diye onları kazıklamak zorunda mıyız! Sayın belediye başkanım Çanakkale'nin imajını bunlar zarar verir. Ah güzel Geyikli ve Geyikli'nin güzel insanları Eceabat, Çanakkale, Ezine ve Geyikli üzerinden Bozcaada'dayız. Geyikli deyince, prodüksiyon ekibinin aklına Ata Demirer geliyor. B...

Ağzınla Kuş Tutsan Yaranamazasın

Resim
Kültür A.Ş., tarafından yayınlanan İstanbul'un 100'ü serisini beğeniyorum. Son kitap tam bana göre. Nedir bu kitap sevgisi Bolat! "Ağzın kulaklarında" evet, aynen öyle, etimoloji tutkumu bilen için sıradan bir sevinçtir. Kültür A.Ş tarafından yayınlanan son kitabın adı "İstanbul’un 100 Deyimi" Masalların, efsanelerin, tarihi olayların kaynaklık ettiği, günlük konuşmalarımızda sıklıkla kullandığımız, dilimize zenginlik katan 100 deyimi, ilginç hikayeleri ile birlikte tek kitapta topladı. “İstanbul’un 100 Deyimi” isimli kitap, İstanbul’da yaşanmış olayların, İstanbul’da yaşamış tarihi kişiliklerin konu olduğu deyimlerin anlamlarını ve ortaya çıkış hikâyelerini içeriyor. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Çilem Tercüman tarafından kaleme alınan kitap, kültürel değerlerimiz hakkında ipuçları vermenin yanı sıra Türkçenin güzelliklerini bir kez daha hatırlatıyor. Ağzınla Kuş Tutsan Nafile Ağzınla Kuş Tutsan Nafile “Kiş...

Sultan Vahdettin Köşkünün Ruhuna Fatiha!

Resim
Belki bilirsiniz Çengelköy sırtlarında bir köşk vardı. Dikkat buyrun vardı diyorum, artık yok! Sultan Vahdettin Korusundaki "köşk" yıkıldı güya restore edildi. Ne restoresi yıkıldı! Yeniden inşaata çevrildi diyelim. O zarif köşk gitti, betonarme parasız yatılı okulu gibi bir yapı geldi.  Yapan da mimar! Şimdi ne diyelim! Sinirimize hakim olamayıp bir şeyler yazsak mahkemeyi boylarız. Kendimize oto sansür çekelim! Sadece İstanbul'da mı bunlar oluyor! Hayır bu Türkiye'nin her yerinde. Bakın, Van'ın Gevaş ilçesinde o canım Halime Hatun kümbetinin arkasına dik bir parasız yatılı okulu! Kör müsünüz kardeşim, aptal mısınız? Bu tarihi mirası katletmenin cezası yok mu! Ata sevgisi, ata mirasına duyulan hürmet bu mudur? Her defasında Osmanlı İmparatorluğu'nu yücelttiğini söyleyen insanların bu Osmanlı mirası zarif ahşap köşkü yıktırıp yerine parasız yatılı okulu pansiyonu versiyonu yapmaları için nasıl bir zaruret hasıl olmuş olabilir? Ata sevgisi, ata mir...

Ayıplı bir post! Prezervatifin Tarihi

Resim
İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü Hayırlı Olsun Kaput, hakkında yazalım istedim. Efenim nerden çıktı bu "kaput" meselesi Bolat demeyin. Türk Dil Kurumu'nun 11 Öğretim görevlisi ile 12 yılda hazırladığı "İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü"  bu postu yazmama sebep oldu. Prezervatifin Tarihçesi  Zira daha düne kadar "prezervatif" dediğimiz sağlık objesi, yeni terimler sözlüğümüze göre "kaput" oldu. Eyvallah, Türkçesini de kullanırız ama "kaput" Fransızca bir kelime, bari "kılıf "deseydik kılıfına uydurmuş olurduk. Kılıf da Arapça, ne edeceğiz şimdi! Durun bana bir "çökkünlük" geldi. Etimolojiye olan merakımı bildiğiniz için bu postu mazur görün artık. Kaput'u önceleri Mısırlılar cinsel yolla hastalık bulaşmaması için icat etmişler. Neyden icat etmişler? Sığır bağırsağından. Çin medeniyeti işi biraz daha geliştirmiş zeytinyağına batırılmış ipekleri kullanmış. E, nede olsa zevk sahibi şu Çinliler....