Kayıtlar

Sarayburnu Atatürk heykelinin ilginç hikayesi

Resim
Sarayburnu'ndaki Atatürk heykelinin ilginç hikayesi Saraya Küskün Atatürk Heykeli Etrafı tenekelerle çevriliydi. Hatta çevresindeki birçok taş çit kırılmış. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, heykel ve etrafının temizlenmesi için çalışmalar yapmaya başlamış. İnsanın içi acıyor. Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel tarafından İstanbul Sarayburnu'ndaki heykeli İstanbul-Ankara çekişmesinin ender örneklerinden biridir. Bu heykel için Atatürk der ki “Heykel durduğu yerle de bir şey anlatır. Heykelim orada olsun ki benden sonrakiler bu duruşu örnek alsın.” Sarayburnu'ndaki Atatürk heykeli bronzdan dökülmüş olup, Atatürk burada sivil giysileri ile tasvir edilmiştir. Sol elini beline dayamış, sağ elini de aşağıya doğru uzatmıştır. Heykelin kaidesinin önünde Hattat Kamil Akdik’in yazısı ile “tarihi ihtilas 1336”, arka yüzünde heykelin dikiliş tarihi 1926, yan tarafında Cumhuriyet’in ilân tarihi yazılıdır. Saraya küskün Atatürk heykeli

Ressam Kristin Saleri ve Anadolu Kadınları

Resim
Kubizmden etkilenen İstanbullu bir ressam Kristin Saleri Anadoluyu Resmeden Ressam Kristin Saleri Blogger Bolat Kristin Saleri’nin Kubik resimlerine heyrandır. O bana göre bu topraklarda Anadolu kadınını ve Anadolu folklorunu resmetmiş en iyi ressamlarımızdan biridir. Kristin Saleri kadınları, tarlaları, çiçekleri, ağaçları, kuşları, müzisyenleri, balıkçıları ve ülkemizin folklorunu resimlerine taşıyarak ülkesine büyük hizmet etmiştir. Bir blog yazarı olarak, Türk milletinin sıradan bir ferdi olarak Kristin Saleri ve onun nezdinde ülkemizde yaşayan ve bu ülkeye hizmet eden Ermeni toplumumuza saygı ve şükranlarımı sunuyorum!  Bu etnik kimliği bir ayrım, ayrımcılık için değil  var olmalarına duyduğum saygı nedeniyle belirtiyor ve yazıyorum. Doğumu hüzünlü yıllara denk gelen bir Ermeni Kızı Bu blog yazım Kristin Saleri’yi anmak için yazılmıştır, toprağı bol, ruhu şad olsun… Kristin Saleri’nin hayat hikayesi İstanbul’umuzun uzak ve yazlık ilçesi olan Sili...

Casanova'nın İstanbul ve Osmanlı Maceraları

Resim
Casanova'nın İstanbul Maceraları Çapkın: Geçici heveslerle daldan dala konan haz peşindeki insanları anlatmak için kullanılan bir sıfattır. Çapkınlık denince her nedense akla sadece erkekler gelir ve dünyanın en ünlü çapkını olarak da “Casanova” bilinir. Yalın, dobra, cesur, ağzı laf yapan, kültürlü ve baştan çıkarıcı bir abimizdir. Kültürlü dediysek altı boş değildir. Edebiyatçıdır, Latince, Fransızca, Eski Yunanca ve tabi İtalyanca konuşmaktadır yani bildiğin filologtur. En iyi dil nasıl öğrenilir hepimize öğretmiş insandır. Har vurup harman savuran bir maceracı Kazanova Her insan gibi onunda defoları, bugları, açıkları vardır. Dolandırıcıdır, para yiyicidir, kumarbazdır kısaca har vurup harman savurandır. Tüm zamanların en ateşli çapkını Casanova İstanbul’a gelmiş ama amacına ulaşamamıştır. Geçici aşkların adamı Giovanni Giacomo Casanova bir Türk kızından yediği ayarla kös kös Korfu adasına yol almıştır. Edebiyatçı olarak İstanbul'a gelmiş bir papaz aday...

Ünlü blog yazarları fenomenlerin tercihleri ve önerileri

Resim
Blogger ve vlogger tanımları ne kadar doğru?   Nihayet! Blogger değil! İnstagram ünlüsü dediler! Bu başlığı ben atmadım. Ayşe Özyılmazel köşesinde yazdı. Hatırlar mısınız bilmem! Daha dün gibi blogların hayatımıza girişi. Yıl 1999 Blogger blog hizmeti vermeye başladı. Yaşasın! Blog yazmak artık ücretsiz bir eylem haline geldi. 2003 yılına geldiğimizde Şubat ayında Google, Blogger'ı satın aldı   “Blog This” tuşu ile bambaşka bir dünya başladı. İnsanlar yazı ile blogger ve blog yazarı olarak derdini anlatmaya başladı. Bloglar hayatımızı zenginleştirdi, yazma dürtümüzü geliştirdi. Enteresan blog yazarları, ilginç bloggerları takip etmeye başladık, hayatımız güzelleşti. Bloglar internetin zenginliğinin en önemli parçası oldu! Instagram ünlülerine blogger diyerek kavramın içini boşaltmak!

Boukoleon Sarayı: Mevlüt Uysal'ı övmek veya gömmek!

Resim
Boukoleon Sarayı restorayon projesi övülmesi gereken bir projedir!   Fatih Küçük Ayasofya Mahallesi Boukoleon Sarayı Blogger Bolat'ın mottosu basittir! "Övmen gereken insanı övülmesi gerektinde öveceksin! Gömülmesi gereken insanı gömülmesi gereken yerde gömeceksin! İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal övülmesi gereken günleri yaşıyor. Neden diyeceksiniz bir proje kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi 1610 yaşındaki Boukoleon Sarayını Restore edecekmiş şahane ama çok geç kalınmış fikir. Adam Başakşehir gibi bir ilçede yaşayan Living-Lab açtı, tıkır tıkır işliyor! Kaç kişi biliyor yaşam laboratuvarı nedir? Ağzı laf yapar mı bilmiyorum ama eli iş yapıyor! İzlediğim kadarıyla çalışkan, işini yapan bir insan! İstanbul'un tanıtımını yapma fikri irrite edicidir! Boukoleon Sarayı İstanbul'un tanıtımına katkı sağlar diyorlar. Bence İstanbul'un tanıtımı önemli değil. Eğer bir insan dünyada yaşıyor da İstabul'u bilmiyorsa çektirs...

Momo oyunu nedir? Momo ifriti hikayesi!

Momo nedir? Momo kimdir? Momo neyin nesidir aga? Sosyal medyada Momo adlı yeni bir oyun içimizdeki karanlık düşüncelerin bir ürünü olarak ortaya çıktı. Momo zincir korku oyunu mesajı profilinin önce Facebook'ta kurulduğu iddia ediliyor. Mesajlaşma platformu WhatsApp üzerinden yayılan  korkunç yüzlü Momo karakterini giderek daha fazla kişi tanımaya başladı. Momo nedir? Momo oyunu nasıl oynanır? Gibi cümleler arama motorlarında hızla yükseliyor. Momo'nun arkasında kim var? Özellikle gençlerin ilgi gösterdikleri bu oyun salgın gibi yayılmaya ve kötülük saçmaya aday bir dijital zararlı. Daha doğrusu siber zararlı diye isimlendirelim. Hatırlarsanız bir Rus yazılımcı tarafından geliştirilen Mavi Balina oyununa işlev olarak çok benziyor. Bu oyun ile ilgili olarak aklınıza şöyle bir soru gelebilir. Momo neden Latin Amerika’da yaygın olarak kullanılıyor? Öncelikle fotoğraftaki Harpia nesli yok olan bir Güney Amerika kartalının adıdır. Başka bir neden ise mali yapıları bozuk, gelişmiş...

İsveç köftesinin tarihi yolculuğu

Resim
Köftenin İsveç topraklarına yolculuğu Köftenin İsveç Yolculuğu Köfte Türk yemek kültürünün en önemli nişanelerinden biridir. Geçenlerde bir arkadaşım İKEA’da yediği köftelerin lezzetinden ve ucuzluğundan bahsederken tıpkı Yunanlılar gibi bazı yemeklere konduğumuzu da ima etti! O ballandıra ballandıra İsveç köftesini anlatırken içimden bir ses o kadar kişi içinde ona yüksek sesle “cahil” demek istedi ama nezaketimizi koruyarak içimizdeki şeytanı atlattık çok şükür. İsveç köftesi bizdeki namı Demirbaş Şarl olarak bilinen İsveç Kralı XII. Carl tarafından Osmanlı topraklarından İsveç’e götürüldüğü Vikipedia da bile yazıyor! İsveçliler de bunu inkâr etmezler bilirler ki durum böyledir. İsveççe'de köfte "kött-bullar" şeklinde ifade edilir. Kött-et demek, bullar-ekmek demek. Köftenin içine bayat ekmek konmuyor mu? İsveç Kralı Carl'a neden Demirbaş Şarl diyorlar?

Ünlu blog yazarlarına ya da adaylarına tavsiyemdir

Resim
Dijital devrimin narsistleştirdiği insan evladı Bu blog yazısını neden yazdığımı not olarak en altta paylaşıyorum! Blog yazarları olarak çok farklı bir dünyayı yaşıyoruz! Bu bir dijital devrim değil resmen bir evrim geçiriyoruz! Toprağı bol olsun. Pop Art ekolünün en önemli insanlarından biri olan ressam, yönetmen Andy Warhol şöyle demişti "Herkes bir gün 15 dakikalığına ünlü olacaktır." İşte o günleri yaşıyoruz dostlar! Adına apartman dediğimiz iğreti mağaralarından dijital devrimle çıkan insanlar bambaşka bir hali yaşıyor! Hepimiz otoportre "selfie" manyağı olduk! Bir blog yazarı için selfie neden bu kadar önemli? Nedir bu selfie ya da otoportrelerin amacı? Övgü almak! Hızla giden trenin tepesine bir selfie uğruna çıkarabileceğiniz bir hayvan bulmak mümkün müdür? Değildir! Ama en kontrollü davranması gereken yerde selfie denen çubuğu taşıyan milyonlarca insan bulabilirsiniz! Çıplak Avustralya ve Blogger Dünya sosyalleşmeye çalışırken asosyal olmuş!...

İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Muzesi ve Fuat Sezgin Hoca!

Resim
İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi Prof. Dr. Fuat Sezgin hoca hayatını kaybedince onun büyük önem verdiği İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi aklıma geldi. İslam Bilim Tarihçisi Prof. Dr. Fuat Sezgin tarafından hazırlanan ve 24 Mayıs 2008 yılında açılan müze, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Frankfurt Üniversitesi Arap İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü, Prof. Dr. Fuat Sezgin, Türkiye Bilimler Akademisi (TUBA) ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK) arasında imzalanan protokolle hayatımıza girdi. Daha doğrusu giremedi. Ne yazık ki kendisini muhafazakar veya milliyetçi gören insanların dahi %95’nin adını bilmediği hatta gitmediği müzenin adı İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’dir. Bu %95 tahmini iddialı bir tahmindir ve tamamen bana aittir yani objektif düşünce değildir. Ama gönül ister ki bir örneği Frankfurt’ta olan bu müzeyi en azından İstanbulluların %50’si müzeyi ziyaret etsin. Gönül neler istemiyor ki! Elimizdeki kıymetlerin değerini bilmem...

Ünlü Bloggerlar Şehri Böyle Tanıtıyor

Resim
İstanbul Kalkınma Ajansı İSTKA ve İstanbulluluk Ben ünlü blog yazarıyım Samsun'u böyle tanıtırım! City Mayors Raporuna göre İstanbul nüfus büyüklüğü açısından dünyanın en büyük 12.şehri, nüfus yoğunluğu açısından ise dünyanın en büyük 32. Şehridir. Turizm potansiyelinin yanı sıra, tarih, kültür, sanat, ekonomi, kentleşme gibi birçok unsur değerlendirildiğinde, İstanbul küresel bir şehir.    Benim dikkatimi çeken şeylerden biri de İstanbul Kalkınma Ajansı’nın yeterince özgün projeler üretememesi! Ajans kendi kendine proje üretecek değil, demek ki insanlar geçmişte yaşanan bu torpil hikayelerinden İSTKA’dan umudu kestiler. Çünkü FETÖ’cüler girdiği yerde ot bırakmıyordu, projeleri hep kendi tanıdıkları şirketlere yaptırıyorlardı. Bakınız İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti sürecine! Ne hikayeler ne hikayeler! En sonunda Nuri Çolakoğlu gibi bir adam bile pes etti! İSTKA yaratıcı projeler konusunda başka bir yöntem bulmalı! Yoksa yap belediyelerle proje, al üniv...